(818 S. K. m. 41, 43)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
1- İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine, özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın aşağıdaki bendin dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davacı ve davalı tarafın hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek için kendi çalıştırdığı işçilerine ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araç yakıt giderleri genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki genel giderler zarar kapsamına dahil edilemez.
Öte yandan; zararın giderilmesi kanun ve yönetmelik hükümlerine göre çıkartılan ve yayımlanan tarifeler ile belirlenmesi halinde, bunu bilerek zarara sebebiyet veren kişilerin sorumlu tutulacağı bedelin tarife hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Bu halde gerçek zarar ilkesine bakılmaz.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden tahsili istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine, bir kısmının bu zarar kalemlerinin toplamının belli bir oranı üzerinden hesaplanan genel işletme giderine, bir bölümünün de TCDD Eşya Tarifesi ile düzenlenen tren tehir tazminatına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda az yukarıda açıklanan hukuksal olgular göz ardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerinden olan işçilik, vasıta gideri ve %20 oranında genel işletme giderine de yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, tren tehir zararı yönünden yürürlükte olan tarifeler hükmüne göre zarar belirlenmekle birlikte alternatif olarak başka bir hesaplama yolu da izlenmiş, mahkemece de bu hesaplamaya ilişkin rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilip, uygulamaya uygun düşmeyen bilirkişi görüşü benimsenerek eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delilleri sorulup saptanmalı, gösterilecek deliller toplanmalı, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde buna ilişkin zararın hesaplanması için gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmalı, davacı tarafın bu zarar kalemleri yönünden isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmeli, davacı tarafın istemekte haklı olduğu tren tehir zararı yönünden ise 02.06.2008 tarihli bilirkişi ek raporunda TCDD Eşya Tarifesi uyarınca yapılan hesaplama benimsenerek, bu doğrultuda belirlenen miktar hüküm altına alınmalıdır.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ve davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen harçların istek halinde ilgililerine iadesine, 09.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy