(3402 S. K. m. 14)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı M. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 113 ada 7 ve 140 ada 59 parsel sayılı sırası ile 12.980,59 m2, 2.537, 94 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, genel mahkemede dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Kadastro tespitinden önce davacı M.'in, davalı M. aleyhine Sarıkaya Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açtığı el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların davacı M. adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı M. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 140 ada 59 ve 113 ada 7 parsel sayılı taşınmazların maliki A. tarafından davacı M.'e 02.09.1986 tarihli senet ile satıldığı ve zilyetliğin devredildiği, aktarılan dava tarihine kadar davacının zilyetliğinde bulunduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Öte yandan mahkemece dava konusu taşınmazların önceki maliki A.'in oğlu Y. tarafından 2001 yılında davalı M.'ya yapılan geçersiz satışa değer verilmemesinde de bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı Musa'nın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, dava konusu 113 ada 7 ve 140 ada 59 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti 26.07.1972 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümüne kadar taşınmaz malı iktisap edebilir.
Mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapmamıştır. Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
O halde bu konuda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için somut olayda aktarılan davanın mevcudiyeti ve dolayısı ile gerçek malikin mahkemece belirlenmesi gerektiği noktasından hareketle, adına tescile karar verilen davacı M. ile bayii A. ve mirasçıları Y. ile paydaşları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği kadastro müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, miktar fazlasının zilyetlikle iktisabının mümkün olamayacağı dikkate alınmalı bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı M.'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 82,80.-TL harcın istek halinde davalı M.'ya iadesine, 17.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy