(818 S. K. m. 41, 43, 47, 49) (1086 S. K. m. 74, 83)
Dava: Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak tetkiki istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 20.04.2010 günü belirlenen saatte temyiz eden İshak Yazıcı vd. vekili Av. O.S.G. geldi, gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: 1-) Asıl ve birleşen davalar, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ait hükümde gösterilen gerekçelere göre asıl davada davacı tarafın tüm, birleşen dosyada ise davacı ve davalı tarafın yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-) Birleşen dosyada davacı tarafın hükmedilen tazminat miktarı ile faizle ilgili hükme ve davalı tarafın ise kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, kurulan hüküm davanın niteliğine, kanuni düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Bir davada birden fazla istem kalemlerini içeren talepte bulunulması halinde mahkemece bu istem kalemlerinin her biri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi zorunludur.
Bunun yanında öğretide ve uygulamada da kararlılıkla kabul edildiği gibi mahkemelerce birleştirilmiş olsa bile birleşen her dava bağımsızlığını korur. Bu hukuksal olgunun sonucu olarak davaların birleştirilmesi durumunda ortada tek bir dava varmış gibi her iki davadaki istemler birleştirilerek tek bir hüküm verilemez. Davaların her birinin bağımsızlığını koruduğu gözetilerek hüküm yerinde birleşen davaların her biri hakkında ayrı ayrı olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi, her dava yönünden hüküm başlığında tarafların ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
Somut olaya gelince, davacı taraf, davalının maliki olduğu taşınmaz üzerinde işyeri inşaatı yaptığı sırada kendilerine ilişkin mutfak, kiler ve depo olarak kullandıkları binanın yıkıldığını, pide ve kebap salonu olarak kullandıkları sair bir binanın ve bu binada bulunan mutfak eşyalarının ise hasar gördüğünü öne sürerek; mutfak, kiler ve depo olarak kullandıkları bina hasarı için 10.000,00 TL, pide ve kebap salonu olarak kullandıkları bina hasarı için 13.252,00 TL, mutfak eşyaları hasarı için 5.600,00 TL, yoksun kalınan kazanç kaybı için 10.000 TL olarak ilk açılan davada fazla hak saklı tutulmak suretiyle toplam 38.852,00 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın olay gününden itibaren kanuni faiziyle tahsilini istemiştir. Mahkemece bilgilerine başvurulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda, mutfak, kiler ve depo olarak kullandıkları bina hasarı için 63.431,00 TL, pide ve kebap salonu olarak kullandıkları bina hasarı için 11.000,00 TL, yoksun kalınan kazanç kaybı için 12.836,25 TL, işçilerin çalıştırılmamasına rağmen ödenen ücret için 10.038,60 TL olarak toplam 97.305,85 TL olduğu açıklanmıştır. Bunun üzerine davacı taraf yargılama sırasında ek harcı da yatırarak ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde tahsilini istediği maddi tazminat miktarını toplam 97.305,85 TL'ye artırmıştır. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda binalarda meydana gelen hasar bedeli ile yoksun kalınan kazanç kaybına hükmedilmiş, ıslah dilekçesinde faiz talep edilmediği belirtilerek ıslah edilen bölüme ait bedelin faizine hükmedilmemiş, davacı tarafın dava dilekçesinde tahsilini istediği mutfak eşyalarındaki hasar konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Bu yönü itibariyle verilen hükmün davadaki istemle uyuşmadığı, kanuni düzenlemelere aykırı olduğu kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, mahkemece davacı tarafın dava dilekçesinde tahsilini istediği mutfak eşyalarındaki hasar miktarının bilirkişiye hesaplatılması, daha sonra toplanan ve toplanacak bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturmayla hüküm verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacakları yönünden faiz istenebilmesi için ayrıca temerrüde düşürmenin gerekmediği, zarar verenin olay gününde kendiliğinden temerrüde düşmüş sayılacağı ve zarar görenin istemesi halinde zararın olay gününden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekeceği, alacağın tamamının dava edilmesinin veya bir kısmı dava edildikten sonra davanın ıslah edilerek kalanı için müddeabihin artırılmasının bu olguyu değiştirmeyeceği göz ardı edilerek ıslahla artırılan alacak bölümü yönünden de davacı tarafın istemi doğrultusunda faiz yürütülmesi gerekirken ıslahla artırılan miktar yönünden faiz yürütülmemesi ve birleşen dosyanın taraflarının adlarının karar başlığında davalı olarak gösterilmemesi dahi isabetsiz, birleşen dosyada davacı ve davalı tarafın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 1.252,90 TL harcın istem halinde davacı tarafa iadesine, peşin ödenen 1.246,20 TL harcın istem halinde davalı tarafa iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı taraf yararına takdir ve tespit edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 27.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy