(1086 S. K. m. 74) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı ve davalı tarafından istenilmiş olup, temyiz istemlerinin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 5.667,68 TL'nin davalı taraftan tahsiline karar verilmiş ise de, kurulan hüküm davanın niteliğine ve kanuni düzenlemelere uygun düşmemiştir.
HUMK'un 74. maddesi hükmüne göre mahkeme tarafların iddia ve savunmaları ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin istekten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Yine, HUMK 388/son ve 389. maddeleri hükmüne göre hüküm fıkrasında istem sonuçlarının her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe, tereddüt uyandırmayacak biçimde gösterilmesi ve infaza elverişli bir biçimde hüküm kurulması zorunludur. Bu olgunun sonucu olarak itirazın iptali davalarında itiraz iptal edilen asıl alacak ve işlemiş faiz alacağı ile varsa sair kalem alacaklarının hüküm yerinde gösterilmesi, davacının yerinde görülen toplam alacağına yönelik itirazın iptal edilmesine karar verilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; davacı taraf dava dilekçesinin izah kısmında davalı hakkında başlatılan icra takibine itirazın iptalini, netice kısmında ise alacağın tahsilini istemiş, 19.06.2007 tarihli ilk oturumda alınan beyanı ve 22.06.2007 havale günlü dilekçesi ile de davanın itirazın iptali davası olduğunu bildirmiştir.
Şu halde, davanın itirazın iptali davası olarak görülmesi ve davanın niteliğine uygun bir hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki hüküm fıkrasının tahsil davası gibi kurulduğu anlaşılmaktadır. Davanın niteliğine uygun hüküm kurulmaması başlı başına bozma nedenidir.
Sonuç: Hal böyle olunca; mahkemece davanın itirazın iptali davası olduğu gözetilerek, davacı tarafın takip tarihi itibariyle istemekte haklı olduğu asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı belirlenip sonucuna göre itirazın iptali yönünde karar verilmesi gerekirken, davanın niteliğinde yanılgıya düşülerek infazda kuşku yaratacak biçimde hem iptal hem de tahsile yönelik hüküm kurulması isabetsiz, davacı ve davalı tarafın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen harçların istem halinde taraflara iadesine, 13.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy