(2004 S. K. m. 67, 69)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca tetkiki davacı MESKİ Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Dava haksız fiilden bir başka deyişle kaçak su kullanımından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç toplanan delillere ve kanuni düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Ne var ki, zararın giderilmesi yasa ve yönetmelik hükümlerine göre çıkartılan ve yayımlanan tarifeler ile belirlenmesi halinde, bunu bilerek zarara sebebiyet veren kişilerin sorumlu tutulacağı bedelin tarife hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Bu durumda gerçek zarar ilkesine bakılmaz.
Öte yandan; sözleşme ile su abonesi olan müşteriler, su bedeline ilaveten KDV'de ödediklerine göre, kaçak su kullananların KDV ödememesi kaçak kullanımı teşvik edeceği gibi abone olanlara karşı da onları daha avantajlı duruma getirir.
Somut olaya gelince; yargılama sırasında bilgisine başvurulan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda az yukarda açıklanan olgular gözardı edilerek, her ay için aylık 15 m³ tüketim miktarı üzerinden ve KDV eklenmeksizin hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne varki, dosya içerisine getirtilen MESKİ Genel Müdürlüğü Ücret tarifesinin I-B maddesinde işyeri aboneleri için su tüketiminin kademeli olarak hesaplanacağının öngörüldüğü ve aynı tarifenin kaçak su ücretini düzenleyen VI. maddesinde de ücret tarifesine atıf yapıldığı gözetildiğinde, kaçak su tüketim bedelinin tarife hükümleri uyarınca kademeli olarak hesaplanması ve bulunacak bedele de KDV eklenmesi gerektiğinin kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, dosya yeniden aynı ya da bir başka bilirkişiye verilerek, yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgular bilirkişiye de hatırlatılmak suretiyle davacı tarafın icra takibi sebebiyle davalıdan istemekte haklı olduğu asıl alacak ve işlemiş faiz miktarının hesaplanması yönünde bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınmalı, daha sonra sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek, yetersiz bilirkişi raporu ile yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 74,00 TL harcın istem halinde davacı tarafa iadesine, 04.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy