(818 S. K. m. 41, 42, 44, 60) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle duruşma için tebliğ edilen 06.07.2010 günü belirlenen saatte temyiz eden Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş. vekili Av. S. E. ile Av. P. K. ve Batı Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti vekili Av. H. Ç. ile Av. N. B. geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi, gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere ve tespit tarihinden itibaren haksız fiillerden kaynaklanan davalarda uygulanması gereken Borçlar Kanununun 60. maddesi hükmüne göre 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşılmasına göre davacı ve davalı tarafın yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davacı tarafın hükmedilen tazminat miktarı ile faizin türüne, davalı tarafın ise hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç da yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup, Borçlar Kanununun 42. maddesi hükmüne göre zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Ayrıca, 3095 sayılı Yasa'nın 2/3 üncü maddesi uyarınca gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda istek halinde T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur.
Somut olaya gelince, davacı taraf ruhsatlı maden sahasından davalının izinsiz olarak zeolit madeni çıkardığını öne sürerek tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davalı tarafından izinsiz alınan zeolit madenin bedelinin 05.09.2008 tarihli tespit raporunda açıklandığı gibi olduğu belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınmış ancak, bilirkişi raporunda belirlenen tazminatın davalı şirketi müzayakaya sokacağı, davalının kasıtlı olarak haksız fiili işlemediği, bu nedenle BK 44/2. maddesi hükmü uyarınca tazminat miktarından indirime gidilerek hüküm kurulmuştur. Hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda zarar yönünden davacı tarafın iddiaları doğru kabul edilerek zarar hesabi yapılmış ise de, dosya içeriğindeki delil ve belgeler davacı iddiasını doğrulayacak ve gerçek zarar kapsamını belirlemeye yetecek nitelikte değildir. Gerçek zarar ticari defterler incelenerek ve diğer delillerle birlikte değerlendirilerek belirlenir. Tespit raporunda belirtilen zeolit madeninin ne kadarının davacı tarafından üretildiğinin davacı ve davalının sahada kullandıkları alanların farklı olup olmamasına göre değerlendirilmelidir. Farklı alanlar kullanılıyor ise davalının kullandığı alandaki üretim miktarı belirlenip buna göre davacının zararının tespiti, aksi halde aynı alanda çalışma yapılıyor ise davacının ürettiği zeolit madeni miktarının dava dilekçesinde de dayanılan ticari defterleri üzerinden inceleme yapılarak belirlenip bakiyesinden davalının sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu şekilde gerçek zarar belirlenmesi yapılamadığı takdirde davalının haksız eyleminin varlığının gerçeği karşısında B.K. 42. maddesi kapsamında mahkemece zarar miktarının takdir ve tayini yoluna gidilmesi gerekirken somut olayda uygulama yeri bulunmayan B.K. 44/2. maddesine göre tazminat indirim yoluna gidilmesi doğru değildir.
Sonuç: Hal böyle olunca, mahkemece az yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, öncelikle tarafların ruhsatlı sahadaki kullanım yerlerinin belirlenmesi, farklı yerleri kullandıklarının tespiti halinde davalının kullandığı alandan üretilen miktarın davacı zararı olarak kabulü, alanların birlikte kullanıldığının tespiti halinde ise davacı defterlerinde görülen üretim dışında kalan zararın davalıdan tazminine hükmedilmesi, bu şekilde bir gerçek zarar miktarının belirlenememesi halinde mahkemece B.K. 42. maddesi hükmü gözetilerek zararın takdir ve tayini yoluna gidilmesi, hükmedilecek tazminata da 3095 sayılı Kanunun 2/3 maddesi hükmü gereğince talep gibi avans faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, bu yönlere ilişkin davacı ve davalı tarafın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 3.712,10 TL harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, peşin ödenen 10.873,90 TL harcın ise istek halinde davalı tarafa iadesine, Yargıtay duruşmasında kendilerini vekille temsil ettiren taraflar yararına ayrı ayrı takdir ve tespit olunan 750,00'şer TL vekalet ücretinin taraflardan alınarak karşı tarafa verilmesine, 13.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy