(818 S. K. m. 60)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı A. Genel Müdürlüğü ile davalı K. Belediye Başkanlığı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece zamanaşımına uğradığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, tarafların sıfatına, yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Haksız fiillerden kaynaklanan davalarda uygulanması gereken Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi hükmünde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve zarar sorumlusunu öğrendiği günden itibaren başlar. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre tüzel kişiler, özellikle kamu kurumları yönünden zamanaşımı süresinin işlemeye başlayabilmesi için, o tüzel kişi veya kurumun dava açma konusunda emir vermeye yetkili organları tarafından zararın ve zarar sorumlusunun öğrenilmesi zorunludur. Dava açma konusunda emir verme yetkisi bulunmayan daha alt birimlerin zararı ve zarar sorumlusunu öğrenmesi zamanaşımı süresinin başlayabilmesi için yeterli değildir.
Somut olaya gelince, davacı vekilince dosyaya ibraz edilen yazışma örneklerinden davacı A.....Genel Müdürlüğü adına dava açma konusunda emir vermeye yetkili organın kim olduğu, zararı ve zarar sorumlularını ne zaman öğrendiği tespit edilemediğinden, icra takibine zamanaşımı süresi içinde başlanıp başlanmadığı belirlenememektedir.
Hal böyle olunca, mahkeme davacı A. Genel Müdürlüğü adına dava açma ve icra takibi yapma konusunda emir ve talimat vermeye yetkili temsilci veya temsilcilerinin tespiti, bunların zararı veya zarar sorumlularını ne zaman öğrendikleri, icra takibine zamanaşımı süresi içerisinde başlanıp başlanmadığı, duraksamasız belirlenmeli, icra takibine zamanaşımı süresi içerisinde başlandığının belirlenmesi halinde davalı tarafın zamanaşımı definin reddine karar verilmeli, taraflarca gösterilen deliller toplanmalı, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek davanın esası yönünden bir karar verilmelidir.
Mahkemece, böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi, kabule göre de; asıl alacak miktarı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi dahi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve davalı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı ve davalı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen temyiz harçlarının istek halinde davacı ve davalı tarafa iadesine, 18.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy