(Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği m. 13, 15)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 1) Dava, haksız fiilden kaynaklanan ve istenen miktarda borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç da yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4628 Sayılı Elektrik Piyasası Kanuna dayanılarak hazırlanan ve 25 Eylül 2002 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak 1.3.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13 üncü maddesi hükmünde, gerçek veya tüzel kişiler tarafından, yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilmiş, 15 inci madde hükmünde de, kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına dair tespit, süre, tüketim miktarı hesaplama, tahakkuk, ödeme yöntemleriyle diğer usul ve esasların dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından belirlenerek uygulamaya konulacağı açıklanmıştır.
Kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlendiği tarihte yürürlükte olan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve anılan yönetmeliğin uygulanmasına dair usul ve esasları düzenleyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yayımlanan 21.3.2003 tarihli 122 Sayılı kararında, bağlantı anlaşmasının ve perakende satış sözleşmesinin birinin veya her ikisinin de imzalanmamış olması halinde kaçak elektrik enerjisi kullanma süresi; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarihle kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olduğu açıklanmış, doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün alınacağı belirtilmiştir.
Ayrıca, kaçak elektrik enerjisi kullandığı tespit edilen kullanım yerinde tüketilen elektrik enerjisi miktarının ise; müstakil trafolularda (müşteri veya müşteri olmayan) ölçü noktasına bakılmaksızın, besleme transformatör veya transformatörlerinin toplam kurulu gücünün kullanma faktörü 0.60 olarak kabul edilerek, ortalama aylık çalışma saatine göre hesaplanacağı açıklanmıştır.
Somut olaya gelince, davalı kurum görevlilerinin 3.6.2004 tarihinde davacının işyerinde abonesiz ve davalı kuruma kaydı olmayan sayaç takarak kaçak elektrik kullanıldığını belirlemeleri üzerine kaçak elektrik tutanağı düzenledikleri, tutanağın davacı tarafından da imzalandığı, bilirkişi tarafından kaçak elektrik tüketimi hesabının tutanak tarihinden önce yürürlükten kaldırılan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği esas alınarak, keşif anındaki kurulu güce göre yapıldığı, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Davacının sorumlu tutulabileceği kaçak elektrik bedelinin tutanak tarihinde yürürlükte bulunan ve yukarda açıklanan yönetmelik hükümlerine ve tutanak tarihi itibariyle tespit edilen kurulu güce göre hesaplanması gerektiği kuşkusuzdur. Bilirkişi raporu bu yönüyle tutanak tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe uygun değildir. Yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, öncelikle dosyanın yeniden bilirkişiye verilmesi, bilirkişiden davalı kurumun davacı taraftan isteyebileceği kaçak elektrik bedelinin tutanak tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve bu yönetmelik gereğince yayınlanan usul ve esaslarda açıklanan yönteme göre yeniden hesaplanması için ek rapor alınması, davacının sorumlu tutulabileceği kaçak elektrik bedeli duraksamasız belirlenmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2) Öte yandan davacı, Side Belediyesi İmar Müdürlüğü'nün 7.6.2004 tarihli yazısını delil göstererek, kaçak elektrik tutanağının düzenlendiği adreste 20.5.2004 tarihinde ticari faaliyette bulunmaya başladığını öne sürmüştür.
Dosyada bulunan vergi levhasında, davacı işletmesinin 28.3.2003 tarihinde faaliyete başladığı belirtilmesine rağmen, yargılama sırasında, davacının tutanağın tutulduğu işletmenin bulunduğu adreste hangi tarihten itibaren faaliyette bulunduğu ilgili kurumlardan sorularak araştırılmamış, mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacı beyanı esas alınarak hesaplama yapılmış, bu rapor benimsenerek karar verilmiştir. Bu yönden de, eksik araştırma ve soruşturmayla karar verilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece tutanak düzenlenen tarihte ve tutanakta belirlenen adreste davacının daha önce faaliyette bulunup bulunmadığı, faaliyette bulunmuş ise faaliyetin hangi tarihten itibaren başladığı ilgili Ticaret Odası Başkanlığı, Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Vergi Dairesi Müdürlüğünden sorularak saptanmalı, gerekirse davacı tarafın ticari defter ve belgeleri de incelenmeli, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece, eksik araştırma ve soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazlarının bu sebeple kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istenmesi halinde davalıya iadesine, 19.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy