(3402 S. K. m. 25, 36)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı mirasçısı C. Ş. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 109 ada 3 parsel sayılı 1838.51 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı N. A. adına tespit edilmiştir. Davacı N. Ş. tapu kaydına ve mahkeme kararına dayanarak, kendisi ve paydaşları adına tespit edilen 109 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün davaya konu 109 ada 3 parsel sayılı taşınmazda, bir bölümünün ise tutanağı düzenlenmeyen yolda kaldığını öne sürerek Hazine, Köy Tüzel Kişiliği ve N. A.'yı hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Mahkemece Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine yönelik davanın husumet nedeniyle, 109 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın Kadastro Kanununun 36 ncı maddesi gereğince reddine, 109 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı mirasçısı C. Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, askı ilan süresi içinde açılmış kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Mahkemece, Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği aleyhine açılan davanın husumet sebebiyle reddine, 109 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili davanın da kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36 ncı maddesi hükmü uyarınca reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğinde toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36 ncı maddesi hükmünde taraflardan her birinin dinlenmesini talep ettiği tanık ve bilirkişi ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılamak zorunda olduğu, hakim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderler mahkeme veznesine yatırılmadığı takdirde, onunla ilgili delillere dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılacağı açıklanmıştır. Bu hükmün amacı, verilen ara kararlarının ciddiyet ve özenle yerine getirilmesini sağlamak, bu yolla davaların uzun süre elde kalmasını önlemektir. Hakim tarafından verilen kesin süre içinde gereken giderleri vermeyen taraf sadece gider yapılmasını gerektiren işlemin yapılması isteminden vazgeçmiş sayılır. Davadaki bütün istemlerinden vazgeçmiş sayılamaz. Bu olgunun sonucu olarak da verilen kesin süre içinde gereğinin yapılmaması halinde gider yapılmasını gerektiren işlemin niteliği ve davanın sonucuna etkisi gözetilerek mevcut delillere göre karar verilir. Kesin süreye uymamanın doğurduğu bu ağır sonuç gözetildiğinde, kesin süreden söz edilebilmesi için ara kararında yapılması gereken işlerin neler olduğunun kuşkuya yer vermeyecek biçimde tam olarak açıklanması, yatırılması istenilen giderlerin miktarının ara kararında ayrıntılı olarak gösterilmesi, verilen sürenin giderin temin edilip yatırılabilmesi için makul ve yeterli uzunlukta olması, gider yatırılmamasının sonuçlarının taraflara açıkça anlatılması ve tarafların bu konuda uyarılması zorunludur.
Kadastro davalarında keşif giderleri yatırılmadığından bahisle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması, dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmesi, ispat yükü kendi üzerinde olan tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul ve yeterli uzunlukta kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içinde kabul edilebilir yasal bir mazeret olmaksızın keşif giderlerinin mahkeme veznesine yatırılmamış olması gerekir. Taraflara tanıklarını taşınmaz başında hazır etmeleri gibi bir zorunluluk yüklenemeyeceğinden keşif kararı verilmesi halinde keşif gün ve saatiyle hazır bulunacakları yerin taraf tanıklarına ve bilirkişilere davetiyeyle bildirilmesi zorunludur. Hal böyle olunca mahkemece öncelikle mahkeme heyeti yolluğu, bilirkişi ve tanıklara ödenecek ücret ve davetiye giderleriyle araç ücretinin tespit edilmesi, davetiye tebliğinin zaman alacağı da gözetilerek davetiye giderlerini yatırması için verilecek sürenin diğer giderlerin yatırılması için verilecek süreden daha kısa belirlenmesi, ispat yükü üzerinde olan tarafa belirlenen mahkeme heyeti yolluğunu, araç ücretini, bilirkişiler ve tanık ücretlerini, bilirkişi ve tanıklar adına çıkartılacak davetiye giderlerini, karşı tarafa da dinletmek istediği tanıkları için belirlenen ücret ve davetiye giderlerini mahkeme veznesine yatırmaları için kesin süre verilmesi, davetiye giderlerinin yatırılması halinde öncelikle bilirkişi ve tanıklar adına davetiye çıkartılması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında mahkemece 15.5.2009 tarihli oturumda taşınmaz başında keşif yapılmasına karar verilmiş, keşif günü olarak da 15.8.2009 günü belirlenerek keşif giderlerini mahkeme veznesine yatırması için davacı tarafa keşif gününe kadar kesin süre verilmiştir. Ne var ki, ara kararında mahalli bilirkişiler, tutanak bilirkişileri ve tanıklara ödenecek ücret ve bunlara çıkartılacak davetiye giderlerinin belirlenmediği, bu giderlerin yatırılması için taraflara kesin süre verilmediği gözetildiğinde keşif yerinde hazır bulunma zorunluluğu olmayan bilirkişi ve tanıkların taşınmaz başına gelmemeleri sebebiyle keşfin sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğu kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca mahkemece verilen kesin sürenin yöntemine uygun ve dosyanın keşfe hazır olmadığı, böyle bir ara kararına dayanarak davada kesin süre sonuçlarının uygulanamayacağı gözetilerek yeni bir keşif günü belirlenmesi, davacı tarafa keşif giderlerini depo etmesi için yeniden ve az yukarda açıklanan şekilde yöntemine uygun biçimde kesin süre verilmesi, keşif giderleri yine yatırılmadığı takdirde şimdiki gibi hüküm kurulması, keşif giderleri yatırıldığı taktirde taşınmaz başında keşif yapılarak iddia ve savunma doğrultusunda delillerin toplanması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi, öte yandan davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi davaya konu taşınmaz bölümünün tamamı veya bir kısmının kadastro sırasında tutanağı düzenlenmeyen yolda kaldığının anlaşılması halinde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 25. vd. maddeleri çerçevesinde Kadastro Mahkemesi'nin görevinin kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazlarla sınırlı olduğunun tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlarla ilgili davalara Kadastro Mahkemesi'nin bakamayacağının, görev hususunun resen gözetilmesi gereken dava koşullarından olduğunun göz önünde bulundurulması gerekirken açıklanan bu olgular gözardı edilerek eksik araştırma ve soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz,
Sonuç: Davacı tarafın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy