(4721 S. K. m. 4) (818 S. K. m. 41, 43)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca tetkiki davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ait hükümde gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davalı tarafın hükmedilen manevi tazminatın miktarına ait temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de varılan sonuç tarafların sıfatına, davanın ve hükmedilen tazminatın niteliğine uygun düşmemiştir.
Hükmedilecek manevi tazminatın miktarının belirlenmesi hakimin taktirindedir. Ne var ki, takdire bağlılık keyfilik demek değildir. Yasanın takdir hakkı verdiği hususlarda hakim bu hakkı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde açıklanan hakkaniyet ilkesine uygun olarak kullanmalıdır. Manevi tazminatın miktarı belirlenirken kişilik hakkına saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranı, sıfatı, işgal ettikleri makam ile sair sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmalı, her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşullar bulunabileceği gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar yerinde denetime elverişli şekilde ve objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat davaları sonucunda hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bu para bir ceza olmadığı gibi hükmedilecek manevi tazminatla malvarlığı zararlarının karşılanması da amaçlanmadığından tazminat miktarının, onun amacına göre belirlenmesi gerekir. Bu sebeple takdir edilecek miktar, elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Sonuç: Somut olaya gelince, manevi tazminatın az yukarda açıklanan amaçları gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, daha az ve uygun bir bedele hükmedilmesi gerekirken yersiz gerekçelerle yazılı miktara hükmedilmesi isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına, peşin ödenen 364,20 TL temyiz harcının istem halinde davalı tarafa iadesine, 20.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy