(818 S. K. m. 41, 42, 43, 44)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı E... M... Tur. Tic. Tek. Bak. On. Deniz Ür. İnş. San. İth. İhr. Ltd. Şti tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 1-) Dava, haksız hacizden bir başka deyişle haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğiyle dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına dair hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davalının hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece asıl davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
B.K.nun 41. maddesi hükmünde açıklanan maddi zarar, fiilen gerçekleşen (eylemli) zararla kardan yoksun kalma zararını kapsar. Fiili zarar malvarlığının aktifinde bir azalma veya pasifinde bir çoğalmayı ifade eder. Oysaki kardan yoksun kalmada malvarlığının, fiilden önceki durumuyla sonraki durumu arasında bir fark yoktur. Zararı doğuran fiil malvarlığının çoğalmasına engel olmuş ise, bir başka deyişle fiil meydana gelmese idi gelecekte malvarlığının çoğalması söz konusu ise kardan yoksun kalmadan söz edilebilir. Kardan yoksun kalma zararı malvarlığının fiilden sonraki durumuyla çoğalma ihtimali gerçekleşmiş olsa idi ulaşabileceği varsayılan (farazi) durumu arasındaki fark göz önünde bulundurularak hesaplanır. Kural olarak B.K.nun 42. maddesi hükmüne göre, zararın kanıtlanması davacı tarafa, kapsamının belirlenmesi ise mahkemeye aittir. Zararın her tür delille kanıtlanması mümkündür. Hakim yoksun kalınan karı belirlerken halin icaplarını ve kusurun ağırlığını (B.K. 43) ve zararın azaltılması için davacının aldığı veya alması gereken tedbirleri (B.K. 44) göz önünde tutmalı, olayların olağan akışına ve davacının aldığı veya alması gereken tedbirlere göre elde edilmesi kuvvetle mümkün görülen karı davacının zararı olarak kabul etmelidir.
Somut olaya gelince; davacı ticari yatının, davalı tarafından başlatılan takipte verilen haciz kararıyla 12.3.2005 tarihinde seferden men edilerek muhafaza altına alındığını, daha sonra haciz kararının kaldırılarak yatın 14.6.2007 tarihinde kendisine iade edildiğini, haksız haczin uygulandığı süreçte çalışamaması sebebiyle yatın gelirinden mahrum kaldığını öne sürmüştür. Mahkemece bilgilerine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacının haciz tarihinden önceki yıllara ait ticari defterleri ve vergi dairesi kayıtları incelenmeden, ortalama geliri duraksamasız belirlenmeden, sadece haczin tatbik edildiği dönem ticari defterleri incelenerek ve üç yıl üzerinden yapılan hesaplamaya göre, yoksun kalınan kar kaybı belirlenmiş, mahkemece bu rapor benimsenerek karar verilmiştir. Kardan yoksunluk zararının sağlıklı biçimde hesaplanabilmesi için davacının önceki yıllara ait ticari defterleriyle vergi kayıtlarının uzman bilirkişi kuruluna inceletilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yasal düzenlemelere aykırı hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, öncelikle davacı tarafın haczin tatbik edildiği dönemden önceki yıllara ait defterleriyle vergi kayıtlarının getirtilmesi, zararının kanıtlanması için taraflarca gösterilen ve gösterilecek tüm delillerin toplanması, daha sonra aralarında mali müşavir bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu görevlendirilerek, ticari defterler ve vergi kayıtları inceletilmesi, kar-zarar durumunun, dava dilekçesinde belirtilen 12.3.2005 ila 14.6.2007 döneminde yatın çalışabileceği gün, muhtemel müşteri sayısıyla talep edilen hizmet bedelleri ve giderler dikkate alınarak net gelirin saptanması, bilirkişiden bu konuları açıklayıcı, muhtemel kardan yoksunluk zararının hesap şeklini gösterir gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması gerekirken, eksik araştırma ve soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan sebeple kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harçların istenmesi halinde davalıya iadesine, 25.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy