(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı E. S. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 140 ada 2 ve 123 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılardan O. C. adına, 138 ada 2 ve 144 ada 22 parsel sayılı taşınmazlarda aynı gerekçelerle davalılardan İ. T. adına tespit edilmiştir. 118 ada 24, 54, 53 ve 121 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar ise Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılardan S. Ç. tarafından davalılar B. S. ve İ. T. aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davası görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine aktarılmıştır. İtirazı komisyonca reddedilen davacı G. K. ve arkadaşları davalılar O. C., İ. T. ve S. Ç.'a husumet yönelterek miras yoluyla gelen hakka dayanarak tereke adına dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda birleşen davanın kabulüne, dava ve temyiz konusu 118 ada 24, 53, 54 ve 121 ada 1 parsel sayılı taşınmazların davacı S. Ç. adına tapuya tesciline, taşınmazlara davalılar B. S. ve arkadaşlarının elatmalarının önlenmesine, davacılar G. K. ve arkadaşlarının davasının reddine, 144 ada 22, 138 ada 2, 140 ada 2 ve 123 ada 7 parsel sayılı taşınmazların komisyon kararı gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılardan E. S. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyiz konusu 118 ada 24, 53, 54, 121 ada 1, 144 ada 22, 138 ada 2, 140 ada 2 ve 123 ada 7 parsel sayılı taşınmazların ortak miras bırakan A. S.'dan kaldığı, mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşma yapılmasa bile bir kısım mirasçıları tarafından davalılar O. C.'la İ. T. 'a yapılan satışlara davacılar tarafından zımmen onay verildiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı taraf davaya konu taşınmazların ortak miras bırakan A. S.'dan kaldığını, paylaşmanın yapılmadığını öne sürerek taşınmazların miras bırakanı A. S. mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Davalı taraf ise yargılama sırasında, dava ve temyiz konusu 118 ada 24, 53, 54, 121 ada 1, 144 ada 22, 138 ada 2, 140 ada 2 ve 123 ada 7 parsel sayılı taşınmazları 7.7.2003, 29.11.2003 ve 21.6.2005 tarihli satış senetleriyle satın aldıklarını taşınmazların yapılan paylaşım sonucu bayilerine düştüğünü öne sürmüşlerdir.
Dava konusu taşınmazların davacılarla davalılardan B. S. 'nın ortak miras bırakanı A. S.'dan kaldığı yönünde yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı, dava ve temyiz konusu 118 ada 24, 53, 54, 121 ada 1, 144 ada 22, 138 ada 2, 140 ada 2 ve 123 ada 7 parsel sayılı taşınmazların paylaşım sonucu davalı tarafın bayileri Bekir ve Halil S.'ya kalıp kalmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği ile az yukarda vurgulanan hukuksal olgularda dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklarla tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava ve temyiz konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımlarıyla tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği göz önüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de göz önüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı göz önünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı E. S.'nın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 91,05 TL harcın istenmesi halinde ilgilisine iadesine, 20.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy