(1086 S. K. m. 443) (1412 S. K. m. 395)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen alacaklı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tacir olan taraflar arasında ilama dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
Mahkemece talebe konu ilamın kesinleşmeden icrasının veya ihtiyati haciz talebine konu edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüne ve daha önceden verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki H.U.M.K.nun 443. maddesinde hükmün temyizinin icrayı ertelemeyeceği düzenlenmiş, bunun ayrık hali de aynı Kanunun 443/3-4. maddelerinde sınırlı olarak sayılmıştır. İcra mahkemelerinden verilen ilamın kesinleşmeden infaz edilemeyeceği kuralı da (eski 1412 Sayılı CUMK.nun 395., yeni 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 4. maddesi) ilamın ancak mahkumiyet kararı içermesi halinde geçerlidir. Bu taktirde mahkumiyet hükmünün feri cezası niteliğinde olan tazminat hükmü de kesinleşmeden infaz edilemeyecektir.
Somut olayda ihtiyati hacze konu ilam para alacağına ilişkindir. Bu haliyle mahkumiyet kararından bağımsız olarak verilen, tazminat kararının hüküm kesinleşmeden de icraya ve ihtiyati hacize konu edilebileceği kuşkusuzdur.
Sonuç: Hal böyle olunca, ihtiyati haciz kararına itiraz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, talebe konu ilamın niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, ihtiyati haciz isteyen alacaklı tarafın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istenmesi halinde ilgilisine iadesine, 12.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy