(4721 S. K. m. 684) (7201 S. K. m. 21) (818 S. K. m. 61) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 1- Mahkemece davalı tarafın temyiz isteminin süresinde olmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de; hükmün davalı tarafa tebliğine dair belgede davalı vekilinin komşusu olduğu belirtilen M. A. isimli kişinin, davalı vekilinin komşusu olmadığı temyiz dilekçesine ekli belge içeriğiyle anlaşılmıştır. Kaldı ki davalı vekiline yapılan tebligat evrakında adreste bulunmama sebebi de gösterilmemiştir.
Hal böyle olunca sözü edilen tebligatın 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 21. maddesi hükmüyle Tüzüğün 28. maddesi hükmüne aykırı olduğu ve davalı tarafın tebliğden haberdar olma tarihine göre temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Az yukarda açıklanan nedenlerle, davalı tarafın temyiz isteminin reddine dair mahkemece verilen 15.10.2010 tarihli ek kararın kaldırılmasına.
2- Davalı tarafın asıl hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava taşınmaz üzerindeki muhdesatın belirli bir bölümünün aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosyada toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; taşınmaz üzerinde daha önce mevcut bulunan bir muhtesata yeni bölümler ilave edilmesi, muhdesatın tamamlanması, oturulabilir hale getirilmesi veya mevcut muhtesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhtesat meydana getirme niteliğinde olmayıp, mevcut muhtesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhtesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdir. Mevcut muhdesat inşaatının tamamlanması için harcanan giderler de muhtesatın değerini artıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. İyileştirici nitelikteki bu giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını B.K. 61 ve onu izleyen maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davasıyla taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur. İyileştirme giderlerini yapan taşınmaz malik ya da maliklerinin taşınmazın ortaklığının giderilerek satılması ve muhtesattan yararlanmalarının son bulmasıyla istenebilir hale gelecek bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden açacağı bir davayla iyileştirme giderlerinin tespitini istemekte hukuki yararı bulunduğundan da söz edilemez.
Somut olaya gelince, davacı tarafın taşınmaz üzerinde bulunan üç katlı bina niteliğindeki muhdesatın 2. katıyla çatısının kendisi tarafından yapıldığını öne sürerek görülen davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Yargılama sırasında toplanan deliller ve özellikle tanık anlatımlarıyla davaya konu muhdesatın kaba inşaatının miras bırakanın sağlığında tamamlandığı anlaşılmaktadır. Şu halde muhdesatın miras bırakanın sağlığında mevcut olan hali gözetildiğinde, davacı tarafça sonradan yapıldığı öne sürülen inşaatı tamamlamaya ve muhdesatın oturulabilir hale gelmesine yönelik işlerin iyileştirme gideri olduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca davacı tarafın iyileştirme giderlerine yönelik olduğu anlaşılan isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi, mülkiyetin tespiti isteminin ise reddine karar verilmesi gerekirken mülkiyet olgusunu doğurur biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması dahi isabetsiz,
Sonuç: Davalı tarafın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen toplam 552,95 TL temyiz harcının istenmesi halinde davalı tarafa iadesine, 08.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy