(1086 S. K. m. 49)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile üçüncü kişi sıfatıyla kendisi yanında davaya katılmaları için zarar sorumlusu olarak gördüğü Bakırköy Belediye Başkanlığına davanın ihbarını istediği, mahkemece de bu yönde karar verilip ihbar dilekçesinin mahkemeye sunulduğu halde daha sonra bu konuda herhangi bir usulü işlem yapılmaksızın, davanın esası hakkında hüküm kurulduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Kural olarak HUMK'un 49. maddesi hükmüne göre, davanın her aşamasında "ihbar" mümkün olup, davayı kaybettiği taktirde üçüncü kişiye rücu hakkı olduğu kanısında olan taraf kendisinin yerine geçerek davayı takip etmesini veya kendisi yanında davaya katılmasını (fer’i müdahalede bulunmasını) üçüncü kişiye ihbar edebilir.
Yargılama sırasında, böyle bir istemde bulunulması halinde, hakim gerekli giderleri alarak ihbar dilekçesini dava dışı üçüncü kişilere yöntemine uygun biçimde tebliğ etmek zorunda olduğu gibi ihbar koşullarının bulunup bulunmadığını araştıramaz ve ihbar isteminin reddine karar veremez. Kural olarak hakim, ancak taraflarca ihbar dilekçesi vermek üzere süre istenilmesi halinde, süre verip vermeyeceğini değerlendirmek için ihbar koşullarını araştırabilir.
Hal böyle olunca, ihbar dilekçesinin dava kendilerine ihbar olunan üçüncü kişilere yöntemine uygun biçimde tebliği için gerekli giderler belirlenerek, yatırması için davalı tarafa makul bir süre veya kesin süre verilmesi, giderler karşılandığı taktirde ihbar dilekçesinin bir örneğinin duruşma günü ile birlikte ihbar olunana tebliğe çıkartılması, duruşmaya gelmesi halinde ihbar olunandan davaya karşı diyeceklerinin ve delillerinin sorulup saptanması, göstereceği delillerin toplanması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, bu olgular gözardı edilerek davalının savunma hakkının kısıtlanmış olması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen 227,40 TL harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, 13.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)