(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 101, 104)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca tetkiki davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ait hükümde gösterilen gerekçelere ve 3065 s. Katma Değer Vergisi Kanununa göre haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarına işletilecek faiz anılan verginin matrahına dahil olmadığından, haksız fiilden kaynaklanan alacakların geç ödenmesi sebebiyle işlemiş faiz hesabı yapılırken işlemiş faize KDV eklenerek alacak hesabı yapılamamasına göre davacı tarafın yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de kurulan hüküm davanın niteliğine, kanuni düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Haksız fiilden kaynaklanan alacaklarda, talep halinde haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
Davacı taraf davalının kaçak elektrik borcunun tahsili amacıyla davalı taraf aleyhine takip başlatmış, 1.316,93 TL asıl alacak, 2.514,46 TL gecikme zammı, 452,60 TL gecikme zammının KDV'si olmak üzere toplam 4.283,99 TL alacağın tahsilini talep etmiştir. Davaya konu alacağın abone sözleşmesinden değil, kaçak elektrik kullanımından kaynaklandığı gözetildiğinde gecikme zammı isteme hakkı bulunmayan davacı tarafın kaçak elektrik bedelini zamanında ödenmemesi sebebiyle dava dilekçesinde gecikme zammı olarak davalıdan istediği bedelin Borçlar Yasası'nın 101. maddesi hükmünde belirtilen gecikme (temerrüt) faizi olduğu kabul edilerek gecikme sebebiyle istenebilecek bedelin buna göre belirlenmesi gerekir.
Mahkemece bilgisine başvurulan ve hükme esas alınan uzman bilirkişi raporunda davacı tarafın asıl alacağının 1.316,93 TL olduğu açıklanmış, mahkemece de verilen bu rapor doğrultusunda 1.316,93 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptal edilmesine karar verilmiştir. Ne var ki, bilirkişi tarafından işlemiş faiz hesaplanmadığı gibi, mahkemece icra takibine konu edilmesine rağmen işlemiş faize hükmedilmemiştir.
Hal böyle olunca, dosya yeniden bilirkişiye verilmeli, davacının takip tarihi itibariyle tahsilini istemekte haklı olduğu işlemiş faiz ve toplam alacak miktarı yeniden hesaplatılmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak bütün deliller birlikte değerlendirilerek asıl alacak ve işlemiş faiz toplam miktarı üzerinden itirazın iptal edilmesine ve B.K. 104/son maddesi gözetilerek asıl alacağa takipten sonrası için faiz yürütülmesi suretiyle takibin devamına karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece az yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek yersiz gerekçelerle yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, peşin ödenen 78,00 TL harcın istem halinde davacı tarafa iadesine, 11.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy