(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 53)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı N. Y. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
1- Dava, haksız fiilden kaynaklanan ve istenen miktarda borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Tarla maliklerinin kaçak elektrik bedelinden sorumlu olacaklarına dair yasal bir düzenleme bulunmadığından kural olarak kaçak elektrik bedelinden ancak kaçak kullanım yapan gerçek ve tüzel kişiler sorumludur.
Ayrıca, Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen B.K.nun 53 üncü maddesi hükmünde, Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa dair hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka Ceza Mahkemesi'nin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hakimini takyit etmez. denilmektedir. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, Hukuk Hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Öğreti ve uygulamada hukuk hakiminin, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına dair olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlıdır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir.
Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa dair saptaması, Hukuk Hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura dair değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan Ceza Mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
Somut olaya gelince; davalı, davacının abone olmaksızın kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini öne sürmüştür. Davacı hakkında Altınekin Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan ve beraatla sonuçlanan 2009/53-71 E. K. sayılı ceza davasında dinlenen tutanak mümzileri tanık sıfatıyla verdikleri beyanlarında, davacının davaya konu tarlanın maliki olduğunu, tarlayı davacının damadı A. E.'nun ekip biçerek kullandığını açıklamışlar; davacının köylüleri olan diğer tanıklarla A. E. beyanlarında tutanak mümzilerini doğrulamışlardır. Ceza mahkemesi, tarlayı davacının damadı A. E.'nun ekip biçtiği, davacının kayıt maliki olduğu, tarımsal sulama tesisini kuran ve sulama işlemini yapanın da A. E. olduğu, davacının üzerine atılı elektrik hırsızlığı suçunu işlemediği gerekçesiyle beraat kararı vermiş, karar kesinleşmemiştir. Mahkemece yapılan keşif sırasında dinlenen davacı tanıkları, yine tarlayı davacının damadı A. E.'nun ekip biçerek kullandığını belirtmişlerdir. Mahkemece, ceza davasının akıbeti araştırılıp sorulmamış, ceza mahkemesi dosyası değerlendirilmeden karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alındığında, hukuk hakiminin, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına dair olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlı olduğu, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararının görülmekte olan dava yönünden de kesin hüküm oluşturacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, mahkemece öncelikle ceza davasının sonucunun araştırılması, dava sonuçlanmışsa dosyanın getirtilerek incelenmesi, dava sonuçlanmamışsa gerekirse kesinleşmesinin beklenmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Kabule göre de, davacının hesaplanan kaçak elektrik bedeline ve kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, tutanak tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmış olan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği hükümlerine göre kaçak elektrik bedeli hesaplanmıştır. Tutanak tarihlerinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre kaçak elektrik bedeli hesabı yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
O halde, mahkemece öncelikle dosya yeniden bilirkişiye verilerek bilirkişiden davalının davacı taraftan isteyebileceği kaçak elektrik bedelinin Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve bu yönetmelik gereğince yayınlanan usul ve esaslarda açıklanan yönteme göre yeniden hesaplanması için yeniden ek rapor alınması, davacının sorumlu tutulabileceği kaçak elektrik bedelinin duraksamasız belirlenmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde ilgilisine iadesine, 29.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy