(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 520, 534)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davanın davacısı BEDAŞ tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1- Asıl ve birleşen dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davacının birleşen davaya yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece asıl davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
B.K.'nun 520. vd. madde hükümlerinde düzenlenen adi ortaklıkların tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Adi ortaklığa karşı açılacak davaların konusunu taşınır ve taşınmaz malların oluşturması halinde, aynı kanunun 534. madde hükmü nedeniyle davanın, aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunan tüm ortaklara karşı açılması gerekir ise de, davanın konusu para alacağı ise, ortaklardan her biri borçtan müteselsil sorumlu olduklarından, alacaklı müteselsil borçlulardan birini dahi tercih edebilir.
Somut olaya gelince, davacı asıl davada, yapılan kazı çalışmaları sırasında elektrik tesisine ve kablolarına hasar verildiğini öne sürerek tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, asıl davaya konu takipte ........ İnş. San. A.Ş ile A....... Yapı ve Tic. Ltd. Şti.'nin biraya gelip kurdukları adi ortaklığın ortaklarından sadece ......... İnş. San. A.Ş.'nin gösterildiği, itirazın iptali davasının da aynı şirkete karşı açıldığı, oysa adi ortaklığa karşı açılacak davanın, ortaklığı oluşturanların tamamına karşı açılması gerektiği gerekçesiyle asıl davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davanın konusunun haksız fiilden kaynaklanan para alacağı olduğu ve ortaklardan her biri borçtan müteselsil sorumlu oldukları, bu nedenle alacaklının müteselsil borçlulardan birini dahi tercih edebileceği kuşkusuzdur. Davacı tarafından asıl davada, ortak girişimi oluşturan şirketlerden birine karşı takip başlatılmış, itiraz üzerine davalı şirkete karşı asıl dava açılmıştır. Bu itibarla, asıl davanın müteselsil sorumlu ortaklardan birine yöneltilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak, asıl davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle kararın asıl davada davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 20.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy