(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 29)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı R. T. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava konusu 103 ada 10 parsel sayılı 9736,50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı R. T. miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın bir bölümüne yönelik olarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı R. T. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 103 ada 10 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 26.10.2010 tarihli rapor ve haritada (B) harfi ile işaretli 180,40 m² yüzölçümündeki bölümü üzerinde davacı R. T.'in zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşuluyla iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliğinin bulunduğu, davacının iş gerekçesiyle başka bir yerde bulunması nedeniyle taşınmaz üzerinde bulunan meyve ağaçlarının meyvelerini toplayarak zilyetliğini sürdürdüğü, böylesi bir durumda davacının taşınmaz üzerindeki fiili hakimiyetinin sona ermediği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlendiğine göre tespit tarihinde zilyet davacı R. T. yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının somut olayda gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
O halde mahkemece öncelikle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesine göre davacı adına aynı çalışma alanı içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak belgesizden ne kadar yer yazıldığının Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğü'nden ayrı ayrı sorularak saptanmalıdır.
Akabinde davacının dava dilekçesindeki talebi ve dava konusu taşınmaz bölümünü taksim ettiklerini bildirmiş olması nazara alındığında tereke adına dava açmadığı, bu hali ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 29. maddesine göre diğer mirasçılar adına da dava açma hakkının bulunmadığı; davacının dava dilekçesinde ismini belirterek adlarına tescil istediği dava dışı M. T. ve H. T.'in davaya usulüne uygun katılma taleplerinin de bulunmadığı, böylesi bir durumda az yukarıda belirtildiği gibi davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği hususu gözetilerek davacının payı ile sınırlı olarak eldeki davanın sonuca ulaştırılması gerekir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, davacı R. T.'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı R. T.'e iadesine, 07.02.2012 günü karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy