(3402 S. K. m. 19)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 14.200 TL'yi geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildi, gereği düşünüldü;
Kadastro sırasında davaya konu 133 ada 2 ve aynı ada 3 parsel sayılı sırasıyla 828,54 m2 ve 915,82 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden önce davacı İ. H. A. tarafından, miras yoluyla gelen hakka dayanılarak davalılar M. A. ve Y. T. aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi ve tescil davası görevsizlik kararıyla Kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, davaya konu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı M. T. adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar M. A. ve Y. T. tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre davaya konu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı M. T.'den kaldığı dosya kapsamıyla belirlenmiştir. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra taşınmazların mirasçıları arasında yöntemine uygun bir şekilde paylaşılıp, paylaşılmadığı ve miras bırakanın sağlığında taşınmazları davalılara bağışlayıp bağışlamadığı yönünde toplanmıştır. Kural olarak yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçıların bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır.
Tarafların ortak miras bırakanı M. T.'in ölüm gününden sonra tüm mirasçıların katılımıyla yöntemine uygun bir paylaşmanın yapılmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanan deliller ve Marmaris Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nin 7.5.2009 tarih 1991/586-2009/134 E.K. Sayılı 14.4.2011 tarihinde kesinleşen ilamıyla belirlenmiştir. Davalı taraf davaya konu taşınmazların miras bırakan tarafından sağlığında kendilerine bağışlandığını da kanıtlayamamışlardır. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalılar M. A. ve Y. T.'in yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Ne var ki, dava ve temyize konu 133 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde tespit gününden önce meydana getirilen muhdesat niteliğindeki yapıların bulunduğu dosya içeriğiyle belirlenmiştir.
Sonuç: Taşınmaz üzerinde muhtesat niteliğinde yapıların bulunduğu belirlendiğine göre, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 19 uncu maddesi hükmü uyarınca tespitten önce meydana getirilen muhdesatın cinsi, sayısı ve kim tarafından meydana getirildiği belirlenerek tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetsiz, davalılar M. A. ve Y. T.'in temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harçların istenmesi halinde ilgililerine ayrı ayrı iadesine, 16.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy