(1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, yargı tayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Yenileme kadastrosu sırasında dava ve temyize konu, tesis kadastrosu sebebiyle 134 ada 69, 70, 71, 89, 107, 110, 113, 114, 115, 206, 211 ve 212 parsel sayılı sırasıyla 8827 m2, 6714 m2, 8025 m2, 25966 m2, 24371 m2, 16605 m2, 15848 m2, 26901 m2, 11541 m2, 40503 m2, 6150 m2 ve 5094 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar sırasıyla 8521,28 m2, 7670 m2, 11466,40 m2, 29303,89 m2, 26695,16 m2, 17075,53 m2, 17149,39 m2, 35750,49 m2, 11578,48 m2, 31650,48 m2, 6237,32 m2 ve 6357,11 m2 yüzölçümüyle tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yenileme kadastrosundan önce tapuda 38997 m2 yüzölçümüyle adına kayıtlı olan aynı ada 278 parsel sayılı taşınmazın yenileme kadastrosu sonucunda aynı ada ve parsel numarasıyla ancak 32355,35 m2 yüzölçümüyle eksik tespit edildiğini ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 134 ada 72 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 3.11.2008 tarihli rapor ve ekindeki haritasında (A) harfiyle işaretli 805,29 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümü ile, aynı ada 114 parsel sayılı taşınmazın (M) harfiyle işaretli 1702,12 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümlerinin davacı Hazine adına tapuya tesciline, 134 ada 69, 70, 71, 89, 107, 110, 113, 115, 206, 211 ve 212 parsel sayılı taşınmazların ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma soruşturma ve varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
2859 Sayılı Kanun uyarınca yenileme çalışmalarının, önceki kadastrodaki hatalı ölçüm ve tersimatla yüzölçümü hesaplamasından kaynaklanan durumlarda uygulanacağı kuşkusuzdur. Somut olayda yeni bir kadastral işlem varmış gibi mülkiyetin özüne dair uyuşmazlığı çözme yoluna gidilmiştir. Oysa mülkiyet uyuşmazlığı önceki kadastral işlem sonucu kesinleşmiş ve tarafların mülkiyet hakkı belirlenmiştir.
Hal böyle olunca önceki kadastral işlem sırasında mülkiyet hakkı belirlenip kesinleşen ve hükme esas alınan 3.11.2008 tarihli uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada (B, D, E, G, H, K ve O) harfleriyle işaretli taşınmaz bölümleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgıya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsiz olduğu gibi, dava ve temyize konu 134 ada 114 parsel sayılı taşınmazın aynı zamanda Pozantı Kadastro Mahkemesi'nin 2006/88 esas sayılı dava dosyasında da davalı olduğu, aynı taşınmaz hakkında açılan dava dosyalarının H.U.M.K.'nun 45 ve onu izleyen maddeleri uyarınca yöntemine uygun şekilde birleştirilmemiş olması, kabule göre de davaya konu 134 ada 72 parsel sayılı taşınmazın (A) harfiyle işaretli bölümü çıktıktan sonra geriye kalan bölüm hakkında tescil hükmü kurulmamış olması dahi isabetsiz,
Sonuç: Davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 23.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy