(3402 S. K. m. 14, 46)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar B. B. ve arkadaşları, E. K. ve arkadaşları, Ç. G. ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 122 ada 8, 10, 11, 19, 22, 25, 27, 28, 31, 34, 36, 39 ve 42 parsel sayılı sırasıyla 13416,18 m2, 13223,73 m2, 38325,20 m2, 22328,77 m2, 25456,83 m2, 7031,68 m2, 72575,26 m2, 39392,82 m2, 99224,83 m2, 64117,48 m2, 124410,91 m2, 84079,35 m2 ve 125957 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar 4753 sayılı Yasa uyarınca oluşturulan tapu kayıtlarına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı A. B. 122 ada 8, 10 ve 11, davacılar B. ve F. B. aynı ada 10 ve 42, davacı S. A. aynı ada 19, davacı Ö. B. aynı ada 22, davacılar E., H., Ö. ve C. K. aynı ada 27, davacı T. K. aynı ada 28, davacı Ç. G. aynı ada 34, davacılar İ., M. ve H. K. aynı ada 25 ve 38, davacı M. K. ise aynı ada 36 ve 39 parsel sayılı taşınmazlar hakkında miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava ve temyiz konusu 122 ada 22 parsel sayılı taşınmazın davacı Ö. B., aynı ada 28 parsel sayılı taşınmazın davacı T. K., aynı ada 25 ve 38 parsel sayılı taşınmazların davacılar İ., M. ve H. K., aynı ada 31 parsel sayılı taşınmazın davacı A. T. adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı ada 8, 10, 11, 19, 28, 34, 36, 39 ve 42 parsel sayılı taşınmazların ise tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılar B. B. ve arkadaşları, E. K. ve arkadaşları, Ç. G. ile davalı Hazine tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava ve temyiz konusu 122 ada 22, 25, 28, 31 ve 38, parsel sayılı taşınmazlar üzerinde 1964 tarihinden önce adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, 122 ada 8, 10, 11, 19, 34, 36, 39 ve 42 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde ise davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu taşınmazlar 4753 sayılı yasa uyarınca 1964 yılında yapılan çalışmalarda Hali ve Mera niteliğindeki arazilerden sürülmek suretiyle tarlaya dönüştürüldüğü gerekçesiyle Hazine adına belirtildiği ve tapuya tescil edildiği halde yöntemine uygun mera araştırması yapılmamış, yine keşifte her bir taşınmaz başında ayrı ayrı keşif yapılmamış genel ve soyut beyanlarla yetinilmiş, davalı tarafın tutunduğu tapunun tesis tarihinden geriye doğru 20 yıl içerisinde taşınmazların kimler tarafından nasıl zilyet edildikleri sorulup saptanmamış, davacılar bakımından kayıtsız ve belgesiz araştırması yapıldığı halde miras bırakanları bakımından senetsiz ve belgesizden taşınmaz kaydı olup olmadığı sorulup saptanmamış, davacılar tanık listeleri sunduğu halde tanıkları davetiye ile keşfe davet olunmamış, 122 ada 27 parsel sayılı taşınmaz hakkında davacılar E. K. ve arkadaşlarının açtığı dava bu dosya ile birleştirildiği halde bu parsel hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış, aynı ada 28 parsel sayılı taşınmaz hakkında ise davacı T. K. adına tescil kararı verildiği halde infazı olanaksız kılacak şekilde aynı taşınmazın tespit gibi davalı Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemeyeceği gibi infazı olanaksız kılacak şekilde kendi içinde de birbiri ile çelişkili karar verilemez.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık, dava ve temyiz konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı, taşınmazlar üzerinde davacı taraf yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazların bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Yasa uyarınca, mülki amirlikten sorulup saptanması zorunludur.
Kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazların bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma, dava sonucunda yararı olmayan taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava ve temyiz konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıkları, uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçı bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalıdır. Bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava ve temyiz konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmelidir. Dava ve temyiz konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, özellikle 1944 ve 1964 yıllarını kapsayacak şekilde zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, davacıların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile başka taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup belirlenmeli, birleşen her dosyanın bağımsızlığını koruduğu dikkate alınarak her bir dosyadaki istek konusunda olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek infazda tereddüde mahal vermeyecek şekilde sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, tarafların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 02.07.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy