(4721 S. K. m. 30, 501)
Dava ve Karar: Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı M. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılan ortaklığın giderilmesi davasında verilen yetki uyarınca mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece mirasbırakanın nüfus kayıtlarına ulaşılamadığı ve mirasçılarının tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç doğru olmadığı gibi hükmün gerekçesi de yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 30. maddesi hükmünde doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde gerçek durumun her türlü delille kanıtlanabileceği açıklanmıştır. Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup, hakim tarafların talepleri ile bağlıdır. Hakim, talepte bulunan tarafların iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü deliller ile yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re'sen araştırma prensibi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir.
Somut olaya gelince; mirasbırakan E.'ın nüfus kaydının olmadığı, İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/71-2009/103 sayılı kayyım tayini dosyasında E. adına Avusturalya'daki adresine çıkarılan tebligatın ölü olduğundan yapılamadığı ve öldüğü için kayyım tayini talebinin reddedildiği, İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1993/735-1996/210 sayılı dosyasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün 29.11.1994 tarihli yazısında Edgar'ın eşinin 1915 doğumlu S., çocuklarının 1942 doğumlu S. ile 1947 doğumlu R. olduğu ve ikamet tezkereleri fotokopilerinin gönderildiği anlaşılmaktadır.
Az yukarıda açıklanan hukuksal olgu dikkate alındığında hasımsız açılan mirasçılık belgesi verilmesi davalarında mirasçılığın her türlü delille kanıtlanabileceği, bir mahkemenin verdiği yetkiye dayanılarak açılan davalarda mahkemece mirasçılık belgesi istenen kişinin namı müstear veya hiç yaşamadığı belirlenmedikçe davanın reddine karar verilemeyeceği kuşkusuzdur. O halde davanın yetki belgesine dayanılarak ve ispat imkanı kısıtlı üçüncü kişi tarafından açılmış olduğu ve mirasbırakan E.'ın öldüğü ve çocuklarının olduğu göz önüne alınarak, mahkemece çocuklarının tabiiyet durumu belirlenerek ilgili ülkeden yaşayıp yaşamadıkları tespit edilmeli, öldükleri belirlenirse varsa mirasçıları araştırılmalı, bütün aramalara rağmen mirasçısı bulunamaz ise TMK'nun 501. maddesi gereğince son mirasçının Hazine olduğu düşünülmeli, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma yapmadan yersiz gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 19.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy