(3402 S. K. m. 13, 14, 20) (4342 S. K. m. 5, 6)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 141 ada 29 parsel sayılı 8526 m2 yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı aynı ada 28 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının yüzölçümü fazlası olarak mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı (M.H.) tapu kaydına, vergi kaydına, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında davacı (M.H.)'nin ölümü nedeniyle mirasçıları davaya katılmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın (M.H.) mirasçısı (C.H.) ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın tutunduğu tapu ve vergi kayıtlarının dava konusu taşınmaza ait olduğu, taşınmaz üzerinde davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu ve dava dışı 141 ada 28 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri, varsa ifraz haritaları ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, ifraz haritalarının bulunduğunun belirlenmesi halinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmüne göre yerine uygulanıp kapsamı belirlenmeli, dava konusu taşınmazın kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel idare Müdürlüğünden, 4342 Sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi, tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerinden dava konusu taşınmazın geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy