(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 275, 284) (6183 S. K. m. 51)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1- Asıl ve birleşen dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Tarafların hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Tutanak tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesi hükmünde, gerçek veya tüzel kişiler tarafından yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak tanımlanmıştır.
Ayrıca, HUMK'nın 275. maddesi hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hakim raporu serbestçe taktir eder. HUMK'nın 284. maddesi hükmüne göre de hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Öte yandan, 6183 sayılı Kanunun 51. maddesi hükmünde belirtilen gecikme zammı ancak bu kanuna tabi olan Devlet, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin sözleşmeden, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden kaynaklananlar dışında kalan kamu alacakları yönünden uygulanabilir. Anılan kanuna tabi olmayan alacaklar yönünden gecikme zammı ve gecikme zammına KDV uygulanabilmesi için alacağın sözleşmeden kaynaklanması ve taraflar arasındaki sözleşmede alacağın geç ödenmesi halinde geciken süre için gecikme zammı ve gecikme zammına KDV uygulanacağının kararlaştırılmış olması zorunludur.
Somut olaya gelince, davacı, davalının abone olmaksızın kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini öne sürmüştür. Mahkemece zarar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, kaçak elektrik bedeli tarife hükümleri dikkate alınarak hesaplanmış olmasına rağmen; işlemiş faiz ise 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenmiştir. Mahkemece yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın alınan rapora aykırı biçimde, kuruma kayıtsız sayaç endeksi esas alınarak, tutanağa konu yerin davalıya devir tarihinden önceki ve sonraki dönemlerdeki endeks değerleri orantı kurularak hesaplanmıştır. Davacı tarafın yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden enerji tüketmesi eyleminin kaçak elektrik enerjisi tüketimi olduğu ve Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre kaçak elektrik bedeli hesabı yapılması gerektiği, kayıtsız sayaç endeksi esas alınarak hesaplanma yapılamayacağı kuşkusuzdur. Öte yandan, davaya konu olayda kaçak elektrik bedeli hesabı, özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konudur. Bilirkişi raporundaki hesaplamayı yetersiz bulan mahkeme hakiminin aynı bilirkişiden ek rapor ya da yeni bir bilirkişiden yeni bir rapor almaksızın kendi hukuki bilgisi ile hesaplama yapması ve bilirkişi düşüncesine aykırı biçimde belirlediği farklı bedele göre karar vermesi yasal olarak mümkün değildir. Abone olmadan kaçak elektrik kullanan davalının sorumlu tutulacağı işlemiş faiz miktarının 3095 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, yeniden aynı bilirkişiden ek rapor alınması, 3095 sayılı Kanun hükümleri uyarınca işlemiş faiz hesabı yapılması, davacının takip tarihi itibarıyla istemekte haklı olduğu asıl alacak ve işlemiş faizden oluşan toplam alacak miktarının bilirkişiye yeniden hesaplatılarak, bulunacak bedele hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harçların istek halinde taraflara iadesine, 06.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy