(6100 S. K. m. 106, 114) (2942 S. K. m. 19) (1086 S. K. m. 567)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Metin ve Ünal tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç yasal düzenlemelere ve yerleşik uygulamaya uygun düşmemiştir.
Toplanan delillerden dava konusu muhdesatların üzerinde yer aldığı taşınmazda tarafların paydaş oldukları, davalının ileride açılacak ecrimisil davasına esas teşkil etmesi yönünde sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti isteminde bulunması üzerine davacı tarafça görülen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda elde edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında bu tür davalar yönünden eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmiştir.
Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece ve temyiz aşamasında Yargıtay'ca kendiliğinden (re'sen) dikkate alınacağı tartışmasızdır.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz hakkında yapılan bir kamulaştırma işlemi veya açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, tespit davası açılabilmesine imkan tanıyan 1086 sayılı HUMK 567 ve Kamulaştırma Kanunu'nun 19. maddesi hükmünün somut olayda uygulanmasına imkan olmadığı gözetildiğinde, davacının tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığı kuşkusuzdur.
Sonuç: Hal böyle olunca; mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 25.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy