(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava konusu 117 ada 66 parsel sayılı 8142373,13 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı M. Ş. murisi adına tespit gören dava dışı 121 ada 21 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik tespit edildiğini, mevcut eksikliğin 117 ada 66 parsel sayılı taşınmazda kaldığını ileri sürerek miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında E. Ş.ve arkadaşları miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece davacı ve katılan davacıların davalarının kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi T. Y. tarafından düzenlenen rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 86,00 m2 yüzölçümündeki bölümde dahil olmak üzere (B) harfi ile gösterilen 1692,32 m2 yüzölçümündeki bölümün aynı ada farklı parsel numarası ile davacı M. Ş. ve paydaşları adına payları oranında tapuya tesciline, dava konusu taşınmazdan geriye kalan 8140680,81 m2 yüzölçümündeki bölümün aynı ada ve parsel numarası ile mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline kaydına, dava dışı 121 ada 21 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere tutanak aslının Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 117 ada 66 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 13.09.2011 havale günlü rapor ve haritada (B) harfi ile işaretli 1692,32 m2 yüzölçümündeki bölümünün kamu malı niteliğinde mera olmadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde davacı M. Ş. ve paydaşları yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemiştir.
Dava ve temyize konu taşınmaz bölümünden arta kalan bölümlerin kadim mera olduğu, uzman bilirkişi raporunda tarif edilen su arkı, dere ve hayvan yolu niteliğindeki sınır yerlerinin her yerde bulunması mümkün doğal nitelikteki sınır yerlerinden olduğu ve bölgede 4342 Sayılı Yasa uyarınca yapılan mera tahsis çalışmasında dava konusu taşınmazın 12 sayılı mera parseli olarak tahsis edildiği dosya kapsamı ile belirlenmiştir.
Hal böyle olunca dava konusu 117 ada 66 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu bölümünün sınırındaki eylemli meraya el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir. Gerçekten arada ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay bir sınır yeri belirlenmemiş, bundan ayrı olarak 4342 Sayılı Yasa uyarınca yapılan mera tahsis çalışmasında dava konusu taşınmazın 12 sayılı mera parseli olarak tahsis edilmiştir. Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın tümden reddine, dava ve temyize konu taşınmaz bölümünün de tespit gibi mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline kaydına karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi dava konusu olmayan 121 ada 21 parsel sayılı taşınmaza ait dosyada bulanan tutanak aslının tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesi gerekirken, Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi dahi isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.07.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy