(3402 S. K. m. 36)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı M. B. mirasçıları Y. B. ve paydaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 29, 210, 226, 299 ve 403 parsel sayılı sırasıyla 14.000 m2, 7.000 m2, 9.000 m2, 22.000 m2 ve 24.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olduğundan söz edilerek, tapu ve vergi kayıtlarına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı M. B. tapu kayıtlarına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında davacı M. B.'ün ölmesi üzerine mirasçıları Y. B. ve paydaşları davaya dahil olmuştur. Mahkemece verilen kesin süreye rağmen süresinde keşif avansının yatırılmaması nedeniyle davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı M. B. mirasçıları Y. B. ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunma ile mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre, somut olayda kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa aittir. Mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Kural olarak 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi hükmünün bir davada uygulanabilmesi için kanıtlama yükümlülüğü keşif giderlerini karşılamak üzere kendisine önel verilen gerçek ya da tüzel kişiye ait olmalı, uyuşmazlığın çözümü taşınmaz başında keşif yapılmasını zorunlu kılmalı, ilgilinin kendisine verilen makul önel ya da koşullarının varlığı halinde verilen kesin önel içerisinde özrü olmaksızın keşif giderlerini yöntemine uygun biçimde mahkeme veznesine depo etmemiş olması gerekir.
Somut olaya bakıldığında, 18.6.1993 tarihli oturumda, davacı M. B. mirasçıları Y. B. ve paydaşlarının adreslerinin tespit edilememesi nedeniyle 29.7.1993 tarihli Resmi Gazete ile keşif avansının keşif gününden önce mahkeme veznesine yatırması için ilanen tebligat yapılmış, bir sonraki 1.10.1993 tarihli oturumun ara kararında davacı tarafa Resmi Gazete ile yapılan ilanın usule aykırı olduğuna karar verilmiş, daha sonra 22.3.1994, 7.6.1994, 12.7.1994, 21.10.1994 ve 10.2.1995 tarihli oturumlarda da keşif kararları verilmesine rağmen hava muhalefeti ve fen memurunun temin edilememesi nedeniyle keşfin yapılamadığı belirtilmiş, 19.4.1996 tarihli karar duruşmasında ise davacı tarafa Resmi Gazete ile yapılan ilana rağmen keşif avansının yatırılmaması nedeniyle davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafa verilen kesin süre ile keşif günü arasında davetiyelerin tebliği için makul bir süre bırakılmadığı gibi, mahkemenin ara kararında da verilen sürenin usule uygun olmadığı kabul edilmiştir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, davacı M. B. mirasçıları Y. B. ve paydaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 14.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy