(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin süresinde olduğu anlaşılmış ise de duruşma masrafları yatırılmadığından duruşma isteminin reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava konusu 200 ada 6 parsel sayılı 5444,08 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro komisyonunca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ve taşınmaz üzerindeki haritasında (A) harfi ile işaretli samanlığın N. ve İ. B.'a ait olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle davalı A. B. ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacılar N. ve İ. B., miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın 1/2 payının adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın 6/12 payının davacılar N. ve İ. B. adlarına, 3/12 payının davalı A., 2/12 payının davalı A. ve 1/12 payının davalı F. adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan A. ve A. B. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 200 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde zilyet davacılar N. ve İ. B. yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Davacılar N. ve İ. B. taşınmazın 1/2 payının, miras bırakanları dedeleri İ.'den babaları H.'e ondan da kendilerine kaldığını ve zilyetliklerinin 20 yılı aştığını iddia etmiş, davalılardan A. ve A. B. ise; taşınmazın davacılar ile ortak miras bırakanları S.'den değil dedeleri İ. H.'dan kaldığını ve paylaşma sonucu kendi miras paylarına isabet ettiğini savunmuşlardır. Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kime ne şekilde intikal ettiği, miras malı olup olmadığı, miras malı ise paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise kimin payına düştüğü, kim tarafından zilyet edildiği tam olarak araştırılmamıştır.
O halde davada sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazın davacıların miras bırakanı dedeleri İ. ve İ.'in annesi aynı zamanda tarafların ortak miras bırakanı S.'den mi, yoksa davalıların miras bırakanları ve S.'nin ikinci eşi İ. H.'dan mı kaldığı belirlenmeli, taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı S.'den kaldığının anlaşılması halinde ortak miras bırakanın, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun biçimde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazın mirasçılardan hangisinin payına isabet ettiği araştırılmalı, paylaşma yapılmamış ise taşınmazın terekeye dahil olduğu kabul edilerek; uyuşmazlığın, davacıların payı ile sınırlı olarak çözümlenmesi gerektiği düşünülmeli, dava konusu taşınmazın davalıların miras bırakanı İ. H.'dan kaldığının belirlenmesi halinde ise, davalı taraf ile davacı taraf arasında irsi ilişkinin bulunmayacağı, öte yandan taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 10.06.2010 tarihli rapor ve ekindeki haritada (B) harfi ile işaretli taşınmaz bölümünün davacıların zilyetliğinde bulunduğu da göz önünde tutulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalılar A. ve A. B.'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 27.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy