(3402 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 26.06.2012 günü belirlenen saatte temyiz eden A
. N
Ç
vekili Av. D
Ç
ve aleyhine temyiz istenilen U
B
ve arkadaşları vekili Av.A
E
K
geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Karar: 2613 sayılı Yasa gereğince yapılan kadastro sırasında dava konusu 418 ada 106 parsel sayılı 18022 m2 yüzölçümündeki taşınmaz komisyonca tapu kaydına dayanılarak davalılar N. F. B. ve paydaşları adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı A. N. Ç. miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, tapu dışı satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davacının davasının reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf, miras yoluyla gelen hakka, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de, taşınmazın tespit tutanağı içeriği, iddianın öne sürülüş biçimi, davacının savunması dikkate alındığında yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davalı tarafın tutunduğu, Ocak-325 tarih 21 sayılı tapu kaydının, maliki S. B. M. olup, M.'nın ölümüyle geriye kızları N., S. ve oğlu S.'in kaldığı, Medeni Kanundan önce ölen N. ve S.'in paylarının intikal görmediği, S.'nin payının ise ölümünden sonra mirasçıları tarafından intikali yaptırılarak 1/3 pay yönünden 07.05.1953 tarih 137 sayılı tapu kaydının oluştuğu, bu tapu kaydının intikali yaptırıldığından hukuki kıymetini koruduğu, ancak Medeni Kanundan önce ölen S. ve N. paylarının ise intikali yaptırılmadığından tapunun toplam 2/3 payı yönünden Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesinde öngörülen hukuki kıymetini yitirip, yitirmediği ile ilgili mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
O halde, mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında hazır olduğu halde keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu kimden kime kaldığı taşınmazda sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki duraksamasız giderilmeli, tapudaki paydaşlar N. ve S.'e ait 2/3 pay yönünden davacının zilyetliğinin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi duraksamasız belirlenmeli, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi yönünden gerekli ve yeterli zilyetlik araştırması yapılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davacı taraf yararına takdir ve tespit olunan 900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 02.07.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy