(4077 S. K. m. 22) (1086 S. K. m. 427)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, Gereği görüşüldü:
Karar: Dava, Tüketici Sorunları İlçe Hakem Heyeti Başkanlığı kararının iptali ile fatura bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından GSM kullanımından dolayı tahakkuk eden fatura bedelinin tahsili istemiyle Lüleburgaz 2.İcra Müdürlüğünün 2009/5587 sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, daha sonra davacının Lüleburgaz Kaymakamlığı Tüketici Sorunları İlçe Hakem Heyeti Başkanlığı'na başvurması neticesinde 30.11.2009 tarih ve 2009/188-201 sayılı kararla istemin 4077 sayılı Kanun kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, bunun üzerine görülen davanın açıldığı, mahkemece Asliye Hukuk mahkemesi sıfatı ile yapılan yargılama sonunda da davanın reddine karar verildiği ve verilen hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bir hukuki ilişkinin 4077 sayılı Yasa kapsamında olduğunun kabulü için, yasanın amacı içerisinde ve yasada tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin hukuki bir işlem olması gerekir. Davanın açıklanan niteliği gözetildiğinde yanlar arasındaki hukuki ilişkinin anılan yasa kapsamında bulunduğu açıktır.
Öte yandan; aynı Yasanın 22/5.maddesinde tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itirazlar hakkında karar vermek görevi tüketici mahkemelerine aittir.
Hal böyle olunca; davaya bakmaya genel mahkemelerin görevli olmadığı kuşkusuzdur. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği gibi, görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz.
Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi, O yerde müstakil tüketici mahkemesi bulunmadığı taktirde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla devam olunması gerekirken, anılan yer Tüketici Sorunları İlçe Hakem heyeti Başkanlığı'nın söz konusu kararına karşı yapılan itiraz hakkında Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, mahkemenin kabul şekline göre de davanın ayrıca icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemini de içerdiği gözardı edilerek bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeksizin yazılı şekilde hüküm oluşturulması dahi isabetsiz, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemleri bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 1086 sayılı HUMK.'un 427/6 maddesi hükmüne göre ve sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına,
Sonuç: Kararın onaylı bir örneğinin Resmi Gazetede yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığı'na, yerel mahkemesine gönderilmek üzere dava dosyasının ve kararın onaylı bir örneğinin yüksek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 09.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy