(3402 S. K. m. 30)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında davaya konu 1964, 1958, 1749, 1311, 843, 73, 267, 316, 798, 1528, 1769, 1740, 1732, 1389, 516, 1294 ve 302 parsel sayılı sırasıyla 67,00 m2, 146,00 m2, 258,00 m2, 11900,00 m2, 7300,00 m2, 8000,00 m2, 12000,00 m2, 4700,00 m2, 5600,00 m2, 17900,00 m2, 250,00 m2, 68,00 m2, 576,00 m2, 422,00 m2, 23100,00 m2, 8650,00 m2, 20900,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 1964, 1958, 1749, 1769, 1740, 1732, 1389 parsel sayılı taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine 1311, 73, 267, 316, 798, 1528, 1294, 302 parsel sayılı taşınmazlar vergi kaydına, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak B. İ. adına, 843 ve 516 parsel sayılı taşınmazlar ise vergi kaydına miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Z. İ. ve paydaşları adına paylı olarak tespit edilmiştir, itirazı komisyonca reddedilen davacı F. Y. taşınmazların kök miras bırakan H. oğlu H.'e ait olduğunu, ölümü üzerine mirasçılarına kalıp mirasçılardan M.'e ait miras payını satın aldığını öne sürerek dava açmıştır. Ayrıca tespit gününden önce davacı M. Y. tarafından davalılar C. İ. ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası görevsizlik kararıyla Kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davalar birleştirilerek ve özetle taraf koşulunun oluşturulmasıyla aktarılan davanın kapsamının belirlenmesi gereklerine değinen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davaya konu 1528 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki B. İ. adına tapuya tesciline 924 parsel sayılı taşınmaz dava dilekçesinde gösterilmediğinden karar verilmesine yer olmadığına, 1964, 316, 1294, 516, 1389, 1732, 1740, 1769, 798, 267, 73, 843, 1311, 1749 ve 1958 parsel sayılı taşınmazların toplamda 4480 pay kabul edilerek kök miras bırakan H. oğlu H.'in mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma dışında kalan yönler ise kesinleşir. Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; önceki tarihli ilamda da değinildiği üzere somut olayda aktarılan davanın bulunduğu, 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 30/2. maddesi gereği Kadastro Mahkemesi hakiminin resen gerçek hak sahibi adına tescil kararı vermekle yükümlü olduğu gibi aktarılan davanın konusunu oluşturan taşınmazların malik hanesinin açık olması gerektiği, zuhulen malik hanesinin doldurulmuş olmasının ise hukuken bir öneminin bulunmadığı gözetilerek aktarılan davanın kapsamının tam olarak belirlenmesi gerektiğine değinilmiştir. Ne var ki mahkemece aktarılan davanın kapsamıyla taşınmazların evveliyatının ne olduğunu, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığını, aktarılan davada Hazine taraf olmasına rağmen taşınmazların özel mülkiyete konu olabilecek taşınmazlardan olup olmadığını belirlemekte dahi yetersiz olan keşif esas alınarak hüküm kurulmuş, somut olayda aktarılan davanın kapsamı usulüne uygun yapılan keşifle belirlenmemiştir. Bu husustan ayrı olarak davaya konu 302 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanak aslı dosyaya getirtilmemiş, bir davada birden fazla istemle dava açılması halinde mahkemece davaya konu edilen istemlerin tümü yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiğine dair usul kuralı gözetilmeksizin davaya konu 302 parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm yerinde olumlu veya olumsuz bir karar dahi verilmemiştir. Usul hükümleri gözardı edilerek karar verilemez.
O halde hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde aktarılan davanın kapsamı duraksamasız belirlenmeli, aktarılan davanın kapsamında kalan taşınmazların malik hanesinin açık bırakılması gerektiği, tutanakta malik tespitinin yapılmış olmasının hukuken bir değerinin bulunmadığı, malik hanesi açık olan taşınmazlar hakkında 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 30/2. maddesi hükmüne göre hakimin resen gerçek hak sahibi adına tescil kararı vermekle yükümlü olduğu hususları birlikte gözetilerek öncelikle davaya konu taşınmazların özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, akabinde somut olayda usulüne uygun zilyetlik araştırması yapılarak davaya konu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yeterli bilgi alınmalı, akabinde gerek aktarılan davanın kapsamında kalan gerekse davacı F. Y.'ın dava açtığı taşınmazların tümü hakkında toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun davaya konu her talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tümüyle yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 04.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy