(3402 S. K. m. 14, 16)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava konusu 155 ada 28 parsel sayılı 6938 m2 yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı aynı ada 20 parsel sayılı taşınmaza uygulanan vergi kaydının miktar fazlası olarak ve kayıtlarda harman yeri okuduğu belirtilerek genel harman yeri niteliği ile sınırlandırılmak sureti ile tespit edilmiştir. Davacı Ş. K. miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, davacı B. K. satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 155 ada 28 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 28.06.2011 havale tarihli rapor ve eki haritada (A) harfi ile işaretli 1741 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı Ş. K. adına, (B) harfi ile işaretli 5197 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı B. K. adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 155 ada 28 parsel sayılı taşınmazın genel harman yeri niteliğinde olmadığı, tespit gününde tescile karar verilen zilyet davacı Ş. K. ve B. K. yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Dava konusu 155 ada 28 parsel sayılı taşınmaz dava dışı aynı ada 19 ve 20 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan vergi kaydı yüzölçümü fazlası olarak harman yeri niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Dava dışı 155 ada 19 ve 20 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 1936 tarih 168 nolu vergi kaydı doğuda harman yeri okumakta olup, doğuda eylemli durumda dava dışı 155 ada 29 parsel sayılı harman yeri mevcuttur. Bu durumda dava konusu taşınmazın harman yerine el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davacılar Ş. K. ve B. K.'ün davasının reddine, dava konusu 155 ada 28 parsel sayılı taşınmazın tespitte olduğu gibi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca genel harman yeri niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy