(6100 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç ve kurulan hüküm de yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Muhdesat aidiyetinin tespiti davasının doktrinde ve Yargıtay uygulamalarında hangi hallerde açılacağı açıklanmıştır. Bu tür bir davanın ancak taraflar arasında görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davasının varlığı ya da kamulaştırma işlemine tabi tutulan taşınmaz üzerindeki muhdesatlar hakkında görülebileceği benimsenmiştir. Bu husus dava şartı olup bu tür bir olgunun bulunmaması halinde, hukuki yararın varlığından söz edilemez. Ne var ki; mahkemece davacı tarafından yaptırıldığı ileri sürülen muhdesatların kamulaştırma haritası içinde kalıp kalmadığı ya da hangilerinin kamulaştırma alanı içinde kaldığı belirlenmeden karar verilmiştir. Öte yandan; davaya konu muhdesatların bulunduğu taşınmazın köy boşluğu niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de; mahkemece bu konuda yöntemine uygun bir araştırma yapılmamış, taşınmazın kadastro sırasında haritasında yol olarak bırakılan yerlerden olup olmadığı belirlenmemiştir. Eksik araştırma ve soruşturmayla hüküm verilemez.
Hal böyle olunca; mahkemece davaya konu muhdesatların üzerinde bulunduğu taşınmaz bölümünün niteliği belirlenmeli, kadastro sırasında haritasında yol olarak bırakılan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde umuma ait yoldaki muhdesatlara yasallık sağlayacak şekilde tespit kararı verilemeyeceği gözönünde tutulmalı, DSİ Genel Müdürlüğünden davaya konu muhdesatların üzerinde bulunduğu taşınmazla ilgili kamulaştırma haritası getirtilmeli, kamulaştırma haritasıyla kadastro paftasının ölçeği eşitlenmek suretiyle davaya konu muhdesatların üzerinde yer aldığı taşınmazın kamulaştırma haritası içerisinde kalan kesimleri duraksamasız belirlenmeli, bu doğrultuda bilirkişilerden keşfi izlemeye elverişli ve denetime açık rapor alınmalı, daha sonra az yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde tutularak sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmadan eksik incelemeyle hüküm verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; H.M.K.'nun 26. maddesi hükmüne göre mahkeme, tarafların iddia, savunma ve talepleriyle bağlıdır. Mahkemenin istekten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Dosya içeriğinde davacı tarafın mülkiyet ve zilyetlik tespitine dair taleplerini atiye bırakarak muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitinin talep edilmiş olmasına karşın hüküm yerinde davaya konu muhdesatların "zilyetliğinin" tespitine karar verilmiş olması, öte yandan aleyhinde dava açılan DSİ Genel Müdürlüğü taşınmazın maliki olmadığı gibi, davanın açılmasına sebep olacak bir eylemde de bulunmadığından hakkında açılan davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması dahi isabetsiz,
Sonuç: Davalılardan Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü'nün temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde davalı DSİ Genel Müdürlüğü'ne iadesine, 19.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy