(6100 S. K. m. 266)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar H. E., F. E., G. Ö., S. G., F. E., İ. E., M. E. mirasçılarıyla davalı H. E. mirasçılarından F. E. ve G. E. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında davaya konu 101 ada 6, 20, 21, 29, 40, 102 ada 29 ve 105 ada 18 parsel sayılı sırasıyla 42759,01 m2, 10209,34 m2, 6006,69 m2, 8199,83 m2, 9512,31 m2, 11358,39 m2, 2187,44 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 101 ada 6, 20, 21, 29 ve 102 ada 29 parsel sayılı taşınmazlar davacı M. E. ile paydaşları adına, 101 ada 40 ve 105 ada 18 parsel sayılı taşınmazlar ise bir kısım davalılar F. E. ve arkadaşlarının miras bırakanları E. E. ve paydaşları adına paylı olarak tespit edilmiştir. Davacı M. E. miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, davaya konu taşınmazların 1/3 paylar ile kök miras bırakanlar Y., E. ve A.'in mirasçıları adına veraset ilamında gösterilen payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar H. E., F. E., G. Ö., S. G., F. E., İ. E., M. E. mirasçılarıyla davalı H. E. mirasçılarından F. E. ve G. E. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu taşınmazların taraflara miras yoluyla intikal ettiği, taşınmazların tereke malı oldukları mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Taşınmazların taraflara miras yoluyla intikal etmesi, adlarına tescil hükmü kurulan Y., E. ve A.'in kardeş olup babalarının M. olması, dinlenilen yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişilerinde taşınmazların taraflara kök miras bırakanlarından mirasen kaldığını belirtmeleri ve davanın taraflarının kök miras bırakanın M. olduğunun nüfus kayıtları kapsamıyla anlaşılması karşısında taşınmazların evveliyatında kök muris M.'dan kaldığının kabulü gerekecektir. Bu hale göre taraflar arasındaki uyuşmazlık ortak miras bırakan M.'nın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp, yapılmadığı yönünde toplanmıştır. Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının, bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda, vurgulanan, hukuksal olgular da dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan, araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; mahkemece davaya konu taşınmazların usulüne uygun olarak paylaşılmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlE. ibaret olduğu gibi temyiz incelemesi aynı gün yapılan ve aynı iddiayla açılıp aynı gerekçeyle sonuçlandırılan mahkemenin 2009/171 Esas sayılı dosyasında bir kısım yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişilerinin belirtilen dosyada farklı tarihlerde yapılan keşiflerdeki beyanları dahi kendi içinde çelişkilidir. Kaldı ki adlarına tescil hükmü kurulan Y., E. ve A.'in babaları olan M.'nın adlarına tescil hükmü kurulan mirasçıları dışında A. isminde bir mirasçısının daha bulunduğu nüfus kayıtları kapsamıyla belirli olmasına rağmen yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri nüfus kayıtlarıyla dahi denetlenmemiştir. Öte yandan aynı nitelikteki davaların birleştirilmesi hususu da düşünülmemiştir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup, bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklarla tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın mirasçıları arasında az yukarda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise davaya konu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği, yine taşınmazlar arasında bulunduğu bildirilen tump şeklinde tabir edilen yapay sınır yerlerinin neden oluşturulduğu yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımlarıyla yerel bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, Kadastro Mahkemesinde mirasçılar arasında görülmekte olan başkaca dava ya da davalar varsa, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz yada taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna, yer verilip, verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı, gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, somut olayın özelliğine göre taşınmazlar arasındaki sınırların oluşum nedeni, yöresel adetlere göre bu tür sınırlar koymanın paylaşıma karine olup olmadığı hususlarında detaylı bilgi alınmalı, taşınmazların uzun yıllar mirasçıların biri yada birkaçı tarafından kullanılmasının taksime karine olup olmadığı hüküm yerinde tartışılıp değerlendirilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, ölü olan miras bırakanlar Y., E. ve A.'in mirasçılarının isimleri ve paylarının hüküm yerinde açıkça gösterilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt yaratır nitelikte veraset ilamına atıf yapılarak hüküm kurulması dahi isabetsiz, davalılar H. E., F. E., G. Ö., S. G., F. E., İ. E., M. E. mirasçılarıyla davalı H. E. mirasçılarından F. E. ve G. E.'in temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde davalılar H. E., F. E., G. Ö., S. G., F. E., İ. E., M. E. mirasçılarıyla davalı H. E. mirasçılarından F. E. ve G. E.'e iadesine, 25.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy