(2004 S. K. m. 96)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı üçüncü kişiler vekili, davalı alacaklı tarafından borçlular hakkında İstanbul 18. İcra Müdürlüğü'nün 2012/13267 Esas sayılı takip dosyasıyla ihtiyati haciz kararının infazı için icra takibine geçildiğini, 19.6.2012 tarihinde müvekkiline ait adreste haciz işlemi gerçekleştirildiğini ancak yapılan haczin usulsüz olduğunu, müvekkiline ait menkullerin haczedilmesine gerekçe olarak haciz yerinde yapılan evrak aramasında borçlu şirkete ait kartvizitin bulunması ve müvekkil şirketin sahibi M. B.'nın oğlu M. E. B.'nın borçlu şirkette ortak olmasının gösterilmiş olduğunu, müvekkili şirketin adresine müvekkili şirketle ilgisi olmayan Şirket sahibinin oğlunun ortak olduğu O... Demir Çelik San. Tic. Ltd. Şti.'nin borcundan dolayı haciz işlemi için gelindiğini, haciz yapılan yerin ve haczedilen menkullerin borçluyla ilgisinin bulunmadığını, bu sebeple istihkak davasının kabulüyle menkuller üzerindeki haczin kaldırıp malların iadesine ve kötü niyetli yapılan haciz ve muhafaza işlemi sebebiyle davalılar aleyhine %40 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı Ş... Factoring Finansal Hizmetler A.Ş. vekili, M. E. B.'nın hem borçlu O... Demir Çelik San. Tic. Ltd. Şti.. hem de davacı M... Redüktör Dişli Mak. Ltd. Şti.'nin ortağı ve yetkilisi iken borcun doğumundan sonraki tarihte davacı şirketin ortaklığından ayrıldığı izlenimini vermiş olduğunu, davacı şirketin yetkilisi olan M. B.'nın borçlu şirket yetkilisi M. E. B.'nın babası olduğunu, davacı ve borçlu şirketin iştigal konularının metal ve makine sektörü olduğunu ve aynı faaliyeti sürdürdüklerini, haciz sırasında borçlu şirket yetkilisinin isminin yazılı olduğu kartvizitlerin bulunduğunu, davacı ve borçlu şirket arasında organik bağ mevcut olup, istihkak iddiasının mal kaçırmaya yönelik olduğunu, bu sebeplerle istihkak davasının reddine, %20 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı alacaklı Ş... Factoring Finansal Hizmetler A.Ş. vekili 21.2.2013 tarihli oturumda menfi tespit davasının bekletici mesele yapılmasını istemiştir.
Davalı borçlu şirketlere duruşma gün ve saatini bildirir dava dilekçesi tebligatı yapılmış olmasına rağmen davalı borçlular davaya katılmamışlar ve herhangi bir cevapta sunmamışlardır.
1- Dava, üçüncü kişinin İ.İ.K.nun 96. vd. maddeleri gereğince açtığı istihkak davasının kabulü istemine ilişkindir.
Alacaklı tarafından, takip borçlusunun, protokol gereği verilen senetlerle ilgili İstanbul 36. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2012/182 Esas sayılı menfi tespit davası açtığı, davanın halen derdest olduğu iddia edilmektedir. Ne var ki ilgili dosya getirtilip incelenmediği için takibe konu alacakla ilgili olup olmadığı denetlenememektedir.
Oysa ki davaya konu haczin yapıldığı icra takibine konu alacakla ilgili açılmış bir menfi tespit davası sonucunda verilecek karar icra takibinin, dolayısıyla haczin geçersizliği sonucunu doğurabilir. İstihkak davalarında geçerli bir haczin bulunması ise dava şartı olup taraflarca ileri sürülmese dahi Mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir.
Takibin, dolayısıyla haczin geçersiz olduğu kesin hükümle belirlenirse istihkak davası konusuz kalacağı için karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek maktu karar ve ilam harcıyla yargılama giderlerinin ve alacak miktarıyla hacizli malların değerinden hangisi az ise onun üzerinden nispi vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerekir.
Mahkemece yapılması gereken iş, İstanbul 36. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/182 Esas sayılı dava dosyası getirtilip incelenerek takip konusu alacağa dair menfi tespit davası açılıp açılmadığı duraksamasız bir biçimde belirlenerek, kesin olarak takip konusu bu alacağa dair açıldığı sonucuna varılırsa, bu kez doğrudan istihkak davasının şartlarına etki edeceğinden menfi tespit davasının sonucu bekletici mesele yapılması gerekeceğinden, menfi tespit davası açılıp açılmadığı belirlenmeden işin esasına yönelik yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı alacaklı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İ.İ.K.nun 366 ve 6100 Sayılı H.M.K.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca H.U.M.K.nun 388/4. (H.M.K.m.297/ç) ve İ.İ.K.nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy