(2709 S. K. m. 48, 49) (4857 S. K. m. 120) (1475 S. K. m. 14)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, emeklilik nedeniyle işten ayrılıp kendisine kıdem tazminatı ödenen davalı işçinin fesihten kısa süre sonra aynı işi yapan başka bir işyerinde çalışmaya başlamış olması nedeniyle, davalı işçiye ödediği kıdem tazminatının iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, emeklilik nedeniyle işten ayrıldıktan sonra başka bir işyerinde çalışılamayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, yasada da prim ödeme gün sayısının dolmasından başka özel bir saik aranmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı işçinin fesihten 9 gün sonra, aynı işi yapan başka bir işyerinde yeniden işe başlamış olması nedeniyle, emekliliğe dayalı fesih hakkını kötüye kullandığı gerekçesi ile, davalıya ödenmiş olan kıdem tazminatının, davacı işverene iadesine karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedildikten sonra, başka işyerinde yeniden çalışmaya başlaması durumunda işçiye ödenmiş olan kıdem tazminatının iade edilip edilmeyeceği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasa'nın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.
4447 sayılı Yasa'nın 45 nci maddesi ile 1475 sayılı Yasa'nın 14 ncü maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.
Somut olayda; davalı F. Ö.'ün 27.01.2011 tarihi itibariyle sigortalılık süresinin 16 yıl, 8 ay, 28 gün olduğu, prim ödeme gün sayısının ise 4420 gün olduğu, davalının 1475 sayılı Yasa'nın 14.maddesinin 5.bendi gereğince sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını doldurduğuna ilişkin SGK yazısı ile işverene başvurarak, yasal haklarının ödenmesi sureti ile 12.02.2011 tarihi itibariyle ilişiğinin kesilmesini talep ettiği, kıdem ve ihbar tazminatı bordrosunda davalı işçi için 19.880,04 TL brüt kıdem tazminatı hesaplandığı ve davacı işveren tarafından davalı adına 14.02.2011 tarihinde EFT yolu ile 22.471,84 TL ödeme yapıldığı sabittir. Davalı işçinin emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini feshettikten 9 gün sonra başka bir işyerinde çalışmaya başladığı da taraflar arasında tartışmasızdır. Davalının başka bir işyerinde çalışmak amacıyla iş sözleşmesini feshettiğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı gibi, kendisine kıdem tazminatı ödenmiş olan davalı emekliliğe hak kazandıktan sonra iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshetmiş olup, davalı feshinin hakkın kötüye kullanımı kapsamında olduğu düşünülemez. Nitekim emekli olduktan sonra primini ödemek koşulu ile davalının istediği yerde çalışmasına yasal bir engel bulunmamaktadır. Kaldı ki Anayasa'nın 48 ve 49. maddeleri çalışma hürriyeti ile çalışma hak ve ödevini Anayasal koruma altına almıştır. Emekliliğe hak kazanıp bu nedenle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiş olan davalı kıdem tazminatına hak kazanır. Bu kapsamda davalı işçiye ödenmiş olan kıdem tazminatının iadesi talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 14.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy