(4857 S. K. m. 18, 19, 25)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı işveren vekili, davacının sergilemiş olduğu tutum ve davranışları sebebiyle iş sözleşmesinin geçerli sebeplerle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, savunma alınmadığından bahisle yapılan feshin geçersiz olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanununun 19. maddesine göre: Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışına veya verimiyle ilgili sebeplerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25. maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. Bu hükümle, işçinin savunmasının alınması, işçinin davranışı veya verimiyle ilgili sebeplerle iş sözleşmesinin feshi için bir şart olarak öngörülmüş ve salt işçinin savunmasının alınmamasının tek başına, süreli feshin geçersizliği sonucunu doğuracağı ifade edilmiştir. İşverene savunma alma yükümlülüğünü, sadece iş sözleşmesinin feshinden önce yüklemektedir. İşçiye ihtar verilirken ise bu şekilde bir yükümlülük yüklememektedir. Dolayısıyla işçiye davranışı sebebiyle ihtar verilirken, savunmasının alınmaması ihtarı geçersiz kılmaz. İşçinin savunması, sözleşmenin feshinden önce alınmalıdır. İşçi fesihten önce savunma vermeye davet edilmeli, davet yazısında davranışı sebebiyle işten çıkarma sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmeli, makul bir süre önceden belirtilen yer, gün ve saatte hazır bulunması, bulunmadığı takdirde yazılı bir savunma verebileceğinin; bildirilen yerde belirtilen gün ve saatte hazır bulunmadığı ve de buna rağmen yazılı bir savunma vermediği takdirde savunma vermekten vazgeçmiş sayılacağının kendisine hatırlatılması şarttır. Fesih bildirimiyle birlikte veya fesihten sonra savunma istenmesi feshi geçersiz kılar. Keza, ihbar önel süreleri içinde savunma alınması da feshin geçersiz olması sonucunu doğurur.
Dosya içeriğine göre davalı işverenin davacı işçinin iş sözleşmesini 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yetersizliğiyle işlerinde takındığı tavır ve davranışlarından kaynaklanan sebeplerle feshettiği anlaşılmış olup bu haliyle savunma alınmasının zorunlu olduğu görülmüştür. Mahkemece, davacının savunma vermeyeceğine dair A. Ö. isimli şahsın şerhi ve imzası bulunan belge sunulmuş ise de davalı işverenin adı geçen kişiyi tanık olarak belirtmediği, davacı vekilinin yazılı ya da sözlü olarak savunma talep edilmediğini belirtmesi karşısında davacının savunmasının alınmadığından bahisle davanın kabulüne karar vermiş ise de; savunma alınması zorunlu olduğundan mahkemece bu husus kendiliğinden gözetilerek savunma vermeyeceğine dair tutanak altında imzası bulunan A. Ö. isimli kişinin, tutanak mümzii olarak resen çağırmak suretiyle dinlenilerek savunma isteminin tebliğ edilip edilmediği belirlenerek sonucuna göre feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı tespit edilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 05.06.2013 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy