(4857 S. K. m. 24, 32) (5953 S. K. m. 14) (818 S. K. m. 81) (6098 S. K. m. 97)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin işi gördürdüğü yer olan Arçelik firması bünyesinde Eskişehir Organize Sanayi Bölgesinde Arçelik fabrikası içinde 01.07.1997 tarihinden itibaren çalıştığını, son ücretinin 1.518,00 TL olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında 23.08.2011 tarihinde davacının maaşına yapılacak zam hususunda konuşma yaptıklarını ve bu konuşma üzerine davacının hesabına 24.08.2011 tarihinde 750,00 TL fark yatırıldığını,10.09.2011 tarihinde ise hesabına 1.518,00 TL ödendiğini, bu hususta davacının işvereni ile görüştüğünü ve işverenin önceki farkın zam olmadığını söylediğini, işveren ile arasında yaşanan tatsız durumun yatışması için müvekkilinin 13.09.2011 tarihinde firma tarafından istifa dilekçesi olarak yorumlanan asıl amacının yıllık iznini kullanmak olduğuna ilişkin e-mail gönderdiğini, yasal izin hakkını kullanılması ilişkin gönderilen bu maile davalı tarafından cevap verilmemesi üzerine 14.09.2011 - 19.09.2011 tarihleri arasında rapor alarak davalı firmaya faksladığını, 21.09.2011 tarihinde SGK Başkanlığı Kütahya İl Müdürlüğü'ne başvurduğunda iş akdinin feshedildiğini öğrendiğini, 15.09.2011 tarihinde ise işverenin bir başka işçisinin davacının evine gelerek şirkete ait diz üstü bilgisayar ile telefonu teslim aldığını, bunun üzerine Eskişehir 1. Noterliği'nin 24622 yevmiye sayılı ve 23.09.2011 tarihli ihtarnamesinin çekildiğini, aynı gün davacı tarafından iş akdinin feshedildiğine ilişkin Gediz Noterliği'nin 6727 yevmiye nolu ihtarnamesinin tebellüğ edildiğini, işverenin fesih gerekçelerini kabul etmediği ve iş Kanununun 24/II-b ve e fıkraları uyarınca iş sözleşmesini feshettiğini bildirdiğini, davacının asgari geçim indiriminin ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, mailde istifa kelimesi kullanılsa da bunun gerçekte bir istifa iradesi olmadığını, davalı tarafından haklı neden olmaksızın iş akdinin feshedilmesi üzerine kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ücretine Ocak 2011 ve Temmuz 2011 aylarında zam yapıldığını, zam oranlarının asgari ücrete yapılan zam, enflasyon oranları ve benzeri kriterlerin dikkate alınarak tespit edildiği ve çalışanların tamamına aynı zamanda ve aynı oranda zam uygulandığını, davacının maaşına 750,00TL zam yapıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının Arçelik Firmasının üretime ara verdiği ve bayram tatili olması nedeni ile Ağustos sonu ve Eylül başında uzunca bir tatil olmasına rağmen tatil bitiminde 5 Eylül tarihinde üretim başladığında işi savsamaya başladığını, 11 Eylül Pazar gününden önceki 2-3 gün süresince işle yeterince ilgilenmediğini, bu sırada davacının 3 ya da 4 firmanın daha müşteri temsilciliğini yaptığının da öğrenildiğini, davacının işi yapmaması ve savsaması nedeni ile yaklaşık 10.000 dolar tazminat ödemek zorunda kalındığını, davacının 12-13/09/2011 tarihlerinde ardı ardına 2 iş günü devamsızlık yaptığını, iş yerinin ekipmanlarını kullanmak suretiyle 3 ya da 4 firmanın daha müşteri temsilciliği yapması ve devamsızlığı nedeni ile iş sözleşmesinin Gediz Noterliği'nin 06727 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiğini ve asgari geçim indirimi ile yıllık izini ücretinin hesabına yatırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve alınan bilirkişi raporuna göre taraflar arasındaki hizmet akdinin ikale yolu ile sona erdirildiğinin kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı alacağının kabulü ile diğer işçilik alacaklarının reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş akdinin hangi tarafça feshedildiği, feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve neticesinde davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sonra ödenmelidir.
Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.
1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97 inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.
Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir. 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkanı bulunmaktadır.
İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33 üncü maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin "haklı fesih" hakkı bulunduğu kabul edilmelidir.
İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi, sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü, 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkanı vardır.
Somut olayda; davacının aylık ücreti net 1.518,00 TL iken 2011 yılı Ağustos ayında aylık ücretine 750,00 TL zam yapıldığı, bu zam miktarının 24.08.2011 tarihinde davacının hesabına yatırıldığı, ancak takip eden Eylül ayına ilişkin ücretinin ise net 1.518,00 TL üzerinden ödendiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davalı işverenin takip eden 2011 yılı Eylül ayında davacının belirlenen ücretini düşürmesi davacı işçiye haklı fesih imkanı verir.
Davacı da e-mail yoluyla ve fiilen iş yerine gitmeyerek iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiştir.
İhbar tazminatı, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olup, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanamayacağı açıktır.
Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile taraflar arasında ikale olduğunun kabulü ile ihbar tazminatına hükmedilmiş olması hatalıdır.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 02.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy