(4857 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan performans düşüklüğü gerekçesiyle, savunma alınmadan usule aykırı olarak davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı işveren feshin geçerli sebeple yapıldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; dinlenen davacı tanığı D. A. V.'nun davacının Catering Hizmet Sorumlusu olarak çalıştığını beyan ettiği, davalı vekilince de davacının işveren vekili olduğundan iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağının iddia edildiği, ibraz edilen özlük dosyası içinde bulunan 15.3.2011 tarihli sözleşmede çalışma esaslarını belirleyen 8. maddesinde çalıştığı işyerinde kendisine görev ve talimat veren yönetici ve şirket ortağı bulunmaksızın iş yerinin bütününün münhasıran sevk ve idare etmek, personel alım ve çıkarma yetkisine sahip çalışma saatlerini kendisi tayin ve tespit edeceğinin yazılı bulunduğu ve devam eden cümlede Bu haliyle proje sorumlusu işveren vekili olarak tarif edilmektedir. sözcüklerinin yer aldığı, bu sebeple davacının İş Kanunun 18. ve devam eden maddelerince iş güvencesi kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleriyle yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürlerle yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin 2. grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18. madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idareyle işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürüyle fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesiyle işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu'nun 18. maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürüyle personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz.
Mahkemece davacının Catering Hizmet Sorumlusu olarak çalıştığı ve sözleşmeye göre davacının işveren vekili olduğundan iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı işçi ile 7.11.2007 tarihinde ilk işe girişte yapılan iş sözleşmesinde davacının işletme yöneticisi olarak işe alındığı belirlenmektedir. Davalı şirketin Organizasyon Ve İş Tanımları El Kitabında davacının konumuna karşılık gelen yöneticilerin işe alma ve işten çıkartma yetkilerinin olmadığı tespit edilmektedir. Ancak davacıyla çalışırken 15.3.2011 tarihinde yapılan iş sözleşmesine sanki işveren vekili imiş gibi bir madde dercedilmiştir. Mahkemece bu maddeye istinaden davacının işveren vekili konumunda olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden davacının gerçekten işveren vekili konumunda olup olmadığı tespit edilememektedir. Gerek tanık anlatımı ve gerekse işyeri düzeninden davacının işyeri bazında yönetici olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacının işyeri konumu, gerekirse keşif de yapılmak suretiyle doğru bir şekilde tespit edilerek fiilen işçi alma ve işten çıkartma yetkisi olup olmadığı tespit edilmeli sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeple bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 05.06.2013 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy