(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 36) (5521 S. K. m. 7) (6100 S. K. m. 27, 139, 320) (YHGK. 21.03.2007 T. 2007/8-161 E. 2007/155 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, iş sözleşmesinin geçersiz sebeple ve usulsüz feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatıyla boşta geçen süre ücretine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının çalıştığı Boyner Mağazasına konsinye mal satışının artık yapılamayacak olması sebebiyle davacının çalışabileceği başka işyeri kalmadığından iş akdinin feshinin haklı nedene dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, ön inceleme ve tespit tutanağı oluşturularak ön inceleme duruşması için taraflara duruşma davetiyesi çıkartılmaksızın evrak üzerinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay H.G.K.'nun 21.03.2007 tarih ve 2007/8-161 E., 2007/155 K. sayılı kararı ile de belirtildiği üzere adil yargılanma ve dinlenilme hakkının bir gereği olarak hakim, taraflara duruşmalarda hazır bulunmak, iddia ve savunmalarını bildirmek için imkan vermeli, tarafları usulüne uygun bir biçimde duruşmaya davet etmelidir. Fakat tarafların kendilerine tanınan bu imkana rağmen, duruşmaya gelmek zorunluluğu yoktur. Hukuk davalarında duruşmaya gelmemenin müeyyidesi, dava dosyasının işlemden kaldırılması veya yargılamanın gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilmesidir.
Davayla ilgili olan kişilerin davaya dair bir işlemi öğrenebilmesi için. tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günüyle tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal dinlenme ve savunma hakkı kısıtlanmış olur.
AİHM'ye göre de iç hukuktaki duruşmada hazır bulunma hakkını kullanıp kullanmamaya karar verecek olan davanın bir tarafına, duruşmaya katılma imkanı verecek şekilde duruşmanın bildirilmemesi, silahlarda eşitlik ve çekişmeli yargılama ilkelerini özünden yoksun bırakır.
Diğer taraftan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan Hukuki Dinlenilme Hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılamayla ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hakime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımıyla tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınmasıyla adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya dair beyanda bulunmalarını sağlar.
Burada üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise, yargılama makamlarının işlemlerinin çelişkili bulunmaması gerekmektedir. Yani mahkemece, adaletin görünür kılınmasını sağlayacak usul ve esaslara uyulurken, taraflarda farklı anlamlandırılabilecek işlemlerden kaçınılması gerekmektedir. Örneğin, taraflara tebliğ edilen davetiyelerde duruşma yapılacağı belirtilmesine ya da duruşma yapılacağı izlenimi oluşturulmasına rağmen duruşma yapılmaması gibi... Somut olayda Mahkemece, yapılan tensip tutanağında dilekçeler teatisinden sonra;
10-) Dilekçelerin verilmesinden sonra H.M.K.nin 320.maddesi gereği ön inceleme yapılmasına;
11-) Ön incelemenin, dava şartları ve ilk itirazlar yönünden duruşmalı olarak yapılmasına,
12-) Ön incelemenin duruşmalı olarak yapılacağı hususunun 139. madde uyarınca taraflara tebliğine, tebligat zarfı üzerine; Duruşma gün ve saatinde tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği; hususunun ihtar edilmesine, masrafın gider avansından karşılanmasına;
13-) Ön incelemede yargılamaya devam edilmesine karar verilmesi halinde ön incelemenin sonunda tahkikat aşamasına geçileceğine;
14-) İşbu tensip tutanağının, taraflarca yargılama işlemleri ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında yargılamanın aşamalarının ve bu aşamalara dair taraflara ait yükümlülüklerin bilinmesi bakımından masrafı peşin olarak yatırılan gider avansından karşılanmak suretiyle tebliğe çıkartılmasına. Karar verildiği halde, yargılama usulü bakımından gerekli bu hususlara riayet edilmeyerek, bunlar yapılmaksızın ön inceleme duruşması için tarih belirlenmediği, taraflara ön inceleme duruşma davetiyesi çıkartılmadığı ve duruşma açılmaksızın ön inceleme tensip tutanağı düzenlenerek evrak üzerinde karar verilmiştir.
Bu sebeple yukarda yapılan açıklamalar dikkate alındığında tarafların hak arama özgürlüğü kapsamında iddia, savunma, usulüne uygun şekilde bilgilendirilme ve açıklama yapma hakkı ihlal edilerek gösterilen deliller toplanmaksızın ve tanıklar dinlenmeksizin karar verilmesi yanında taraflara gönderilen davetiyelere ekli tensip zaptıyla taraflarda duruşma yapılacağı izlenimi oluşturularak yargılamanın belirsiz olmasına neden olan çelişkili davranışı karşısında evrak üzerinden karar verilmekle tarafların hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiştir.
Kaldı ki basit yargılama usulü uygulanan iş mahkemelerinde, 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. maddesi uyarınca mahkemelerin tarafları sulha teşvik etmeleri, uzlaşamadıkları hususların tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği belirtilmiştir.
Ayrıca 6100 Sayılı H.M.K.nun 320. maddesinde ise, daha önce karar verilemeyen hallerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hakim, tarafları sulhe (Ek ibare: 7.6.2012-6325 S.K./35.md) veya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür düzenlemesi karşısında mahkemece yapılacak iş, taraflara usulüne uygun şekilde duruşma gününü gösterir davetiye tebliğiyle duruşma açılarak, H.M.K.nun 320 vd hükümleri uyarınca gerekli inceleme yapılarak tarafların uzlaştıkları ve uzlaşamadıkları hususlar belirlenerek tahkikat aşamasına geçilmesi, tarafların gösterdiği deliller toplanarak ve tanıklar dinlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile ve tarafların hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek şekilde evrak üzerinden karar verilmesi hatalı Olup bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 12.06.2013 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy