(4857 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmünYargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmaksızın feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatıyla boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının çalıştığı birimin yeniden yapılandırıldığını, davacının çalıştığı Stok Kontrol Müdürlüğüne bağlı Tesellüm ve Ambarlar Şefliğinin isminin Tedarik Planlama, Tesellüm ve Ambarlar Şefliği olarak değiştirilerek buradaki Stok Kontrol İşçisi norm kadro sayısının 32'den 16'ya indirilmesine (ambar sorumlusu kadro sayısının 9'dan 6'ya düşürülmesine) karar verildiğini ve bu birimde çalışan personelin eğitimleri, performansları, yeterlilikleri ve tecrübeleri dikkate alınarak değerlendirmeye tabi tutulduğunu, iş aktinin feshinde ayrıca davacının verimsizliği ve hakkındaki disiplin suçu dikkate alındığını, fesih bildiriminin hukuka uygun ve feshin de son çare olarak uygulandığını, şirketin yeniden yapılandırma sonucunda oluşan norm kadro fazlalığı sebebiyle bazı iş sözleşmelerini feshetmek durumunda kaldığını, norm kadro fazlalığı yanında ek bazı kriterleri de dikkate alarak sözleşmelerini feshedeceği çalışanları belirleme suretiyle son derece objektif davranmadığını, davacıya işçilik alacaklarının eksiksiz olarak bir seferde ve peşin olarak ödendiğini bu bakımdan bir zararının da bulunmadığını, feshin geçerli sebeplere dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirkette emeklilikle ilgili işletmesel bir kararı olduğu, yasa gereği emekliliği dolan kişilerle çalışıp çalışmamanın işvenin yönetim hakkı kapsamında işletmesel bir karar olduğu, fesih tarihi itibariyle davacının emeklilik şartlarını sağladığı, davacıya SGK tarafından 1.1.2013 tarihinde emekli maaşı bağlandığı, davacının ayrılmasının yürütmekte olduğu proje ve işlerde aksama yapabilecek nitelikte olmadığı veya davacının temininde güçlük çekilen personelden olmadığı, davacının hizmetlerinin devamında yarar görülen personelden olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığı, emeklilik uygulamasına dair personel yönetmeliğinin çalışan herkese objektif olarak uygulandığı bunun aksinin ispatlanamadığı, bu gerekçelerle dava dışı bir başka davalı işveren işçisi için açılan işe iade davasında verilen davanın reddi kararına dair mahkemenin 2012/50 Esas sayılı dava dosyasının Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 8.10.2012 tarih 2012/19823 Esas 2012/21573 Karar sayılı kararıyla onandığından davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı stok kontrol işçisi olarak çalışmakta olup iş sözleşmesinin organizasyonel norm kadro çalışmaları kapsamında yapılan çalışma uyarınca Stok Kontrol Müdürlüğünün yeniden yapılandırıldığı, buna bağlı olarak kadro fazlası duruma geldiği, teknolojik alt yapı, bilgi alt yapısı ve veri tabanına dayalı uygulamaların özellikle dikkate alındığı, performansının da düşük olduğu, fabrikada işgücüne gereksinim kalmadığı, başka bölümlerde de uygun bir iş bulunmadığı anlaşıldığından emekliliği hak etmiş olması ve yaş durumu da dikkate alınarak iş sözleşmesinin feshedildiği bildirildiği görülmüştür.
Davacıya ait bordrolarda sendikal aidat kesintisi olduğu görülmüş ise de sendika üyelik formunun dosyada olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı işveren aleyhine İskenderun İş Mahkemesince yargılaması yapılan 16.2.2012 tarih ve 2010/1114 E., 2012/191 K. sayılı davanın reddine dair kararın temyiz incelemesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 13.9.2012 tarih ve 2012/19823 E., 2012/21573 K. sayılı bozma kararıyla işyerinde uygulanan Personel Yönetmeliğinin Kapsam başlıklı maddesi uyarınca yönetmelik hükümlerinin Toplu İş Sözleşmesinden yararlanmayan ve aylık ücretli olarak belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan personel için uygulanacağı, ayrıca iş sözleşmesinin tipi ne olursa olsun saat ücretli personelin belirli süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan aylık ücretli personelin ve hizmetinin bir kısmını şirkete hasretmiş olan personelin bu yönetmelik hükümlerine tabi olmayacağı belirtilerek davacının bu yönetmelik hükümlerine tabi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilmiştir.
Davacıya ait bordrolarda sendika aidat kesintisi yapılması ve personel statü tasvip formunda saat ücretli olarak çalıştığının belirtilmesi sebebiyle işyerinde uygulanmakta olan TİS hükümlerinden yararlanıp yararlanmadığı üzerine durularak, gerek uygulanan TİS ve gerekse işyerinde TİS kapsamı dışında kalan belirli özelliklere sahip çalışanlara uygulandığı anlaşılan Personel Yönetmeliği de getirtilerek davacının işyerinde uygulanan TİS ya da Personel Yönetmeliği kapsamında olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir.
Ayrıca fesih bildirimi ve davalı savunması dikkate alınarak işyerinde teknolojik yatırım yapılıp yapılmadığı, bu sebeple istihdam fazlası oluşup oluşmadığı, davalı işyerinde emeklilikle ilgili işletmesel karar olup olmadığı ve bunun da çalışan herkese objektif olarak uygulanıp uygulanmadığının da araştırılması gerekir. Bu hususlar kesin olarak açıklığa kavuşturulmadan eksik incelemeyle hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 12.06.2013 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy