(4857 S. K. m. 17, 24, 25, 32, 109) (818 S. K. m. 125) (6098 S. K. m. 146)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm ve davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı vekili, davacının 01.07.1998-01.04.2010 tarihleri arasında muhasebeci olarak çalıştığı, ücretlerin ödenmemesi nedeniyle daha önce işverenle protokol yaptıklarını, protokol sonrası ücretlerin yine ödenmediğini, işveren vekili Cüneyt ile görüştüklerini, iş akdinin davalı işveren tarafından sizi işyerinde görmek istemiyorum denilerek feshedildiğini belirterek bu haksız fesih nedeniyle feshe bağlı alacaklar ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının tahsili talebiyle davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 01.04.2010 tarihinden itibaren işyerine gelmemesi üzerine işe davet edildiğini, davete rağmen davacının işbaşı yapmaması üzerine iş akdinin 20.04.2010 tarihli fesih bildirimi ile haklı nedenle feshedildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının icra konusu alacakları kısmen ödemiş olması, taraflar arasındaki ikale sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere işverenin davacının yıllık izin ücreti ve önceki döneme ilişkin ücret alacağını kabul ederek icra dosyasına ödemiş olması ve tanık K. A.'nın beyanlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde dosya kapsamına göre iş akdinin davacı işçi tarafından ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle haklı olarak feshedildiği kanaatiyle kıdem tazminatı alacağının kabulüne, ihbar tazminatı ve likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
İhbar önelleri ve ihbar tazminatı yönlerinden taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
İş sözleşmesi taraflara sürekli olarak borç yükleyen bir özel hukuk sözleşmesi olsa da, taraflardan herhangi birinin iş sözleşmesini bozmak için karşı tarafa yönelttiği irade açıklamasıyla ilişkiyi sona erdirmesi mümkündür.
Fesih hakkı iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran ve karşı tarafa yöneltilmesi gereken bir haktır.
Maddede düzenlenen bildirimli fesih, belirsiz süreli iş sözleşmeleri için söz konusudur. Başka bir anlatımla belirli süreli iş sözleşmelerinde fesheden tarafın karşı tarafa bildirimde bulunarak önel tanıması gerekmez.
Fesih bildirimi bir yenilik doğuran hak niteliğini taşıdığından ve karşı tarafın hukukî alanını etkilediğinden, açık ve belirgin biçimde yapılmalıdır. Yine aynı nedenle kural olarak şarta bağlı fesih bildirimi geçerli değildir.
Fesih bildiriminde fesih sözcüğünün bulunması gerekmez. Fesih iradesini ortaya koyan ifadelerle eylemli olarak işe devam etmeme hali birleşirse bunun fesih anlamına geldiği kabul edilmelidir. Bazen fesih işverenin olumsuz bir eylemi şeklinde de ortaya çıkabilir. İşçinin işe alınmaması, otomatik geçiş kartına el konulması buna örnek olarak verilebilir. İşverenin tek taraflı olarak ücretsiz izin uygulamasına gitmesi halinde, bunu kabul etmeyen işçi yönünden işverenin feshi niteliğindedir.
Fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması, 4857 sayılı İş Kanununun 109. maddesinin bir sonucudur. Ancak yazılı şekil şartı, geçerlilik koşulu olmayıp ispat şartıdır.
Fesih bildirimi karşı tarafa ulaştığı anda sonuçlarını doğurur. Ulaşma, muhatabın hâkimiyet alanına girdiği andır.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin Kanunun 24 ve 25 inci maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17 nci maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedeni bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
İhbar tazminatı, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olması nedeniyle, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz.
Yasada ihbar tazminatının miktarı bildirim süresine ait ücret olarak belirlenmiştir. Buna göre ihbar tazminatı, yasadan doğan götürü tazminat olarak nitelendirilebilir. Bu niteliği itibarıyla Borçlar Kanununun 125 inci (6098 sayılı TBK 146) maddesine göre on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
İşçiye bildirim süresi içinde yeni iş arama izninin kullandırılmamış olması, tanınan ihbar önelinin geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz.
İhbar tazminatının hesabında Kanunun 32 nci maddesinde yazılı olan ücrete ek olarak, işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler de dikkate alınır. Ücret dışında kalan parasal hakların bir yılda yapılan ödemeler toplamının 365'e bölünmesi suretiyle bir günlük ücrete eklenmesi gereken tutar belirlenir.
Somut olayda, davalı 01.04.2010 tarihinden itibaren davacının devamsızlık yaptığını savunmuştur.
Dosya arasında bulunan taraflar arasında imzalanan 31.12.2009 tarihli protokol doğrultusunda davacıya 30.03.2010 vadeli senet verilmiş ve senedin muaccel olması işyeri devri, şirketin tür değiştirmesi, tasfiyeye girmesi ve sözleşmenin işveren tarafından haksız feshedilmesi şartlarına bağlanmıştır. Tanık beyanlarından ve savunmalardan davacının ve birlikte çalıştığı G. A.'nın 01.04.2010 tarihinde davalı işveren vekili Cüneyt ile 7 aydır ödenmeyen ücretler konusunda görüşmeye gittikleri görüşme sonucunda davacıya kendisiyle çalışmayacaklarının söylendiği ve sözleşmenin işveren tarafından feshedildiği anlaşılmıştır. Davalı işveren bu tarihten sonra davacının devamsızlık yaptığını ileri sürmüş ise de, devamsızlığın ücret konusundaki tartışmadan sonra meydana gelmesi ve devamsızlık tutanağının tek taraflı her zaman düzenlenebileceği gerçeği karşısında davalı işverenin devamsızlık iddiasına itibar edilmemiştir. Aksine davacının hizmet süresi, devamsızlığın bu tarihten sonra meydana gelmesi karşısında davacının işten çıkarıldığı savunmalarının tanık beyanıyla da ispatlandığı sonucuna varılmıştır. Davacının 05.04.2010 da işçilik alacaklarının ödenmesi yönünde gönderdiği ihtarnameden de sözleşmenin feshinin işverence yapıldığı anlaşılmaktadır.
Sözleşme davalı işveren tarafından haksız feshedilmekle ihbar tazminatının da kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, 04.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy