(1086 S. K. m. 435) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK'nun 435.maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacının emekli olması üzerine taraflar arasındaki iş sözleşmesinin sona erdiğini ancak işveren tarafından hakedilen kıdem tazminatının ödenmediğini belirterek kıdem tazminatının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıya hak ettiği kıdem tazminatının posta havalesi aracılığı ile ödendiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, asgari ücret üzerinden çalıştığı belirlenen davacıya PTT havalesi ile kıdem tazminatı tutarının gönderilmesine rağmen davacının bu miktarı kabul etmediği, ayrıca davacının işten emeklilik hakkını kazanması nedeniyle ayrıldığını ifade etmesine rağmen başka işyerinde çalışmaya devam ettiği bu sebeplerle davanın reddi gerekeceği değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4447 sayılı Yasa'nın 45. maddesi ile 1475 sayılı Yasa'nın 14. maddesinin birinci fıkrasına 5 numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir.
1475 sayılı Yasa'nın 14. maddesinin birinci fıkrasının 5, bendi ile madde kapsamındaki şartları taşıması halinde emeklilik sebebiyle işçiye akdi feshetme hakkı yasa ile tanınmış bir hak olup Mahkemece bu hakkın iyiniyet kurallarına uygun kullanılıp kullanılmadığı başka bir değişle işçinin emekliliğini istemesinin hakkın kötüye kullanım şeklinde gerçekleşip gerçekleşmediğine dair bir araştırma ve değerlendirme yapılamaz. Bu nedenle mahkemece davacıya kıdem tazminatının ödendiği ve davacının bu tutarı almadığı değerlendirmesinin yanında davacının emeklilik sonrası çalışmasını sürdürmesinin de davanın reddi sebebi olarak görülmesi yerinde değildir.
Yapılacak iş; davacıya PTT kanalı ile yapılan havalenin konutta ödemeli olarak gönderilip gönderilmediğini araştırarak bu durumun PTT kanalı ile gönderilen miktara yürütülecek faize etkili olduğu gözetilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Ayrıca taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı çekişmelidir.
Kimi zaman çalışma yaşamında çeşitli sebeplerle, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeğe alınan ücretle örtüşmediği görülmektedir. Bu durumda kabule konu edilecek alacak kalemlerinin belirlenmesi bakımından gerçek ücretin tespiti önem kazanmaktadır. İşçinin çalıştığı süre, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve benzer işi yapan işçilere ödenen ücretler gibi hususlar göz önünde tutulduğunda işçiye ödenen ücret hususunda tereddüt oluştuğunda tanık ifadeleri dikkate alınmalı ve ancak tanık ifadeleri ile şüphe giderilemediği halde işçinin meslekte geçirdiği süre, davalı işyerindeki çalışma süresi, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Davacı vekili, davacı işçinin net 2.000,00 TL ücret aldığını ileri sürmüş, davacı tanıkları ise davacının 1.800,00 TL ücret aldığını beyan etmişlerdir. Davalı vekili ise davacının asgari ücret karşılığı çalıştığını savunmuş, davalı tanıkları bu savunmayı destekler ifade vermişlerdir. Mahkemece ücret araştırması bakımından Umum Lokantacılar ve Gazinocular Odasına yazı yazılmış ve cevabi yazıda emsal ücretin asgari ücret olabileceği bildirilmiştir. Mahkeme tarafından başkaca bir sendika ve işçi ya da işveren kuruluşuna emsal ücretin belirlenmesi için yazı yazılmaksızın Umum Lokantacılar ve Gazinocular Odasına cevabi yazısı nazara alınarak davacının asgari ücretle çalıştığı sonucuna varılmıştır.
Dosya içerisinde asgari ücret üzerinden ücret ödemesi yapıldığına dair imzalı bordrolar bulunmasına karşın davacıya ait SGK hizmet döküm cetvelinden 2003 yılı için yatırılan primlerin devam eden yıla göre daha yüksek tutar da olduğu anlaşılmaktadır.
Tüm bu yapılan tespitlere göre davacının aldığı ücretin miktara, hususunda tereddüt oluşmaktadır.
Bu nedenle işçinin meslekte geçirdiği süre, davalı işyerindeki çalışma süresi, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından ücret araştırması yapılması ve daha sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmesi gerekli iken eksik araştırma ile hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy