(4857 S. K. m. 21, 56) (YHGK. 17.06.2009 T. 2009/9-232 E. 2009/278 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, davalı işveren tarafından iş akdinin haksız olarak feshedildiğinden bahisle açtığı işe iade davasını kazandığını, kendisinin işe iade talebinin kabul edilerek B... Bölge müdürlüğünde idari işler müdürü olarak göreve başlatıldığının ancak sıfatına uygun oda, telefon ve iş verilmediği ve ücretinin asgari ücretten ödenmesi sebebiyle 14.6.2010 tarihinde iş akdini haklı sebeple feshettiğini ve ödenmeyen kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, Nisan-Mayıs ayı bakiye ve Haziran ayı ücreti, izin ücreti, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatmama tazminatının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının iş akdini kendisinin feshettiğini bu sebeple kıdem tazminatına hak kazanmadığını, diğer alacakların hiç doğmadığını, işe başlaması sebebiyle işe başlatmama tazminatının istenilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının tüm taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
İşe iade davası sonunda işçinin başvurusu, işverenin işe başlatmaması ve buna bağlı olarak işe başlatmama tazminatıyla boşta geçen süreye ait ücret, ihbar ve kıdem tazminatı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 Sayılı İş Kanununun 21. maddesinin 5. fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçeri bir feshin sonuçlarını doğurur.
Yasada işçinin şahsen başvurması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. İşçi, işe başlatılma konusundaki iradesini bizzat işverene iletebileceği gibi vekili ya da üyesi olduğu sendika aracılığı ile de ulaştırabilecektir. Yargıtay H.G.K.nun Dairemizce de benimsenen görüşü bu yöndedir (Yargıtay HGK 17.6.2009 gün ve 2009/9-232 E, 2009/278 K.).
İşveren işe iade için başvuran işçiyi (1) ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi halde en az dört, en fazla sekiz aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi tazminatıyla boşta geçen süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları işçiye ödemek zorundadır.
İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 Sayılı Kanunun 21. maddesinin 5. fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatıyla boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir.
İşe iade yönündeki başvurunun on iş günü içinde işverene bildirmesi gerekmekle birlikte, tebligatın postada gecikmesinden işçinin sorumlu olması düşünülemez.
İşverenin de işçinin işe başlama isteğinin kabul edildiğini (1) ay içinde işçiye bildirmesi gerekir. Tebligat sorunları sebebiyle bildirimin süresi içinde yapılamaması halinde, bundan işveren sorumlu tutulamaz. İşverence yasal süre içinde gönderilmiş olsa dahi, işçinin bir aylık işe başlatma süresi aşıldıktan sonra eline geçen bildirim üzerine makul bir süre içinde işe başlaması gerekir. Burada makul süre işçinin işe daveti içeren bildirim anında işyerinin bulunduğu yerde ikamet etmesi durumunda en fazla iki günlük süre olarak değerlendirilebilir. İşçinin işe iadeyi içeren tebligatı işyerinden farklı bir yerde alması halinde ise, 4857 Sayılı Kanunun 56. maddesinin son fıkrasındaki izinler için öngörülen en çok dört güne kadar yol süresi makul süre olarak değerlendirilebilir. Bu durumda işçinin en fazla dört gün içinde işe başlaması beklenmelidir.
İşverenin işe davete dair beyanının da ciddi olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.
İşçinin işe iade sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması halinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır.
Somut olayda, davacının davalı işveren nezdinde çalışırken iş akdinin feshedildiği, açılan işe iade davası sonrasında İstanbul 4. İş Mahkemesini 2008/730 Esas ve 2009/60 Karar sayılı ilamıyla yazılı fesih bildirimi olmaması sebebiyle işe iadesine karar verildiği, kararın 9 HD. tarafından onanarak 15.2.2010 tarihinde kesinleşmesi üzerine, davacı yasal süresi içinde işe başlamak için başvurduğu, işverence de 14.4.2010 tarihinde işe başlatıldığı sabittir.
Davacının işe başlatıldığı B... Bölge Müdürlüğünde İdari işler Müdürlüğü görevini ifa ettiği sırada, önceden mahkemenin de kabulünde olduğu üzere 1.667,00 TL ücret almakta iken, işe iade sonrasında ücretinin ve sigorta primlerinin asgari ücretten yatırıldığı, bu sebeple davacının iş akdini feshetmekte haklı nedenlerinin bulunduğu, ancak davacının 14.4.2010 tarihinde işe başladığı, iş ilişkisinin yeniden kurulduğu gerçeği karşısında işe başlatmama tazminatının talep edilmesi yasal olarak mümkün değildir. Mahkemece, hatalı kabul davacının işe başlatmama tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde, davalıya iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy