(6098 S. K. m. 146, 147, 148) (YHGK 05.07.2000 T. 2000/9-1079 E. 2000/1103 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-) Davacı, davalı işyerinde çalıştığı süre içinde fazla mesai ve hafta tatili ücretlerinin zamanında ödenmediğinden ve işyerinde çalışmanın sağlığını olumsuz etkilendiğinden bahisle iş akdini feshettiğini beyanla kıdem tazminatıyla ödenmeyen fazla mesai ve hafta tatili ücretlerinin ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının iş akdinin devamsızlık sebebiyle haklı sebeple feshedildiğini bu sebeple kıdem tazminatı isteyemeyeceğini, diğer alacaklarının ödendiğini ve alacakların zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş aynı savunmayı ıslah edilen miktar yönünden de tekrarla, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının dava dilekçesine karşı ileri sürdüğü zamanaşımı savunması dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu eksik bir borç haline dönüştürür ve alacağın dava edilebilme özelliğini ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. Hemen belirtmelidir ki, gerek İş Kanununda, gerekse B.K.nda, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir.
Uygulama ve öğretide kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına dair davalar, hakkın doğumundan itibaren, B.K.nun 125. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. Keza tazminat niteliğinde olmaları sebebiyle sendikal tazminat, kötüniyet tazminatı, işe başlatmama tazminatı, 4857 Sayılı İş Kanununun; 5. maddesindeki eşit işlem borcuna aykırılık sebebiyle tazminat, 26/2 maddesindeki maddi ve manevi tazminat, 28. maddedeki belgenin zamanında verilmemesinden kaynaklanan tazminat, 31/son maddesi uyarınca askerlik sonrası işe almama sebebiyle öngörülen tazminat istekleri on yıllık zamanaşımına tabidir.
Bu noktada, zamanaşımı başlangıcına esas alınan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hakkının doğumu ise, işçi açısından hizmet aktinin feshedildiği tarihtir.
Zamanaşımı, harekete geçememek, istemde bulunamamak durumunda bulunan kimsenin aleyhine işlemez. Bir hakkın, bu bağlamda ödence isteminin doğmadığı bir tarihte, zamanaşımının başlatılması hakkın istenmesini ve elde edilmesini güçleştirir, hatta olanaksız kılar.
İşveren ve işçi arasındaki hukuki ilişki iş sözleşmesine dayanmaktadır. İşçinin sözleşmeye aykırı şekilde işverene zarar vermesi halinde, işverenin zararının tazmini amacıyla açacağı dava B.K.nun 125. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir.
4857 Sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 Sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgi olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 Sayılı İş Kanunun 32/8. maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacaklarının, B.K.nun 126/1 maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi olacağı tartışmasız öğreti ve uygulama tarafından kabul edilmiştir. İşverence işçiye fazladan ödenen ücret ve ücret eklerinin geri alınmasında da uyuşmazlığın temelinde sözleşme ilişkisi olmakla zamanaşımı süresi beş yıl olarak uygulanmalıdır.
Kanundaki zamanaşımı süreleri, B.K.nun 127. maddesi gereğince tarafların iradeleriyle değiştirilemez. İş sözleşmesi devam ederken kullanılması gereken ve iş sözleşmesinin feshiyle alacak niteliği doğan yıllık izin ücreti alacağının zamanaşımı süresinin fesih tarihinden başlatılması gerekir (HGK. 5.7.2000 gün ve 2000/9-1079 E, 2000/1103 K).
1086 Sayılı H.U.M.K. yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 1.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz.
Somut olayda; davacı, işverene gönderdiği, 4.11.2007 tarihli ihtarnamede ...tır şoförü olmama rağmen asgari ücretle çalışmaktayım, maaşıma zam yapılmamıştır. diyerek asgari ücretle çalıştığını kabul etmiştir. Davacının bu beyanı kendisini bağlar bu sebeple tüm alacak taleplerine yönelik hesaplamaların asgari ücret üzerinden yapılması gerekirken 675,00TL olarak kabulü hatalıdır.
Ayrıca, davacının ıslah dilekçesinin 6.8.2012 gününde tebliği üzerine, davalının 8.8.2012 tarihinde süresi içinde zamanaşımı savunmasında bulunmasına ve ek rapor alınması talebine rağmen mahkemece bu talebe değer verilmeyerek davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
Mahkemece yapılacak iş, yeniden yapılacak bilirkişi incelemesi ile, ücreti, asgari ücret kabul ederek ve ıslah dilekçesine karşı yapılan zamanaşımı savunması da değerlendirilmek suretiyle hazırlanacak rapora göre karar vermekten ibarettir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebeplerle bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy