(1086 S. K. m. 435) (1475 S. K. m. 14) (5510 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; H.U.M.K.nun 435. maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, emekli sandığından emekli olup yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra davalı işyerinde sosyal güvenlik destek primiyle çalışmaya başladığını ve 1.6.1994 - 1.2.2011 tarihleri arasındaki çalışması sebebiyle kendisinin 15 yıl hizmet ve 3600 gün prim şartını gerçekleştirdiği için iş akdini feshettiğini ve kıdem tazminatının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının zaten emekli olduktan sonra kendileriyle çalıştığını, bu sebeple yaş şartı hariç emeklilik sebebiyle feshin koşullarının oluşmadığını ve kıdem tazminatının hak etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının davasının kabulüyle kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem tazminatı hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4447 Sayılı Kanunun 45. maddesiyle 1475 Sayılı Kanunun 14. maddesinin 1. fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteğiyle işten ayrılması imkanı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.
Somut olayda, davacının, 1994 yılında İbni-Sina Hastanesinden emekli olup kendisine 5454 Sayılı Kanun gereğince yaşlılık aylığı bağlanmasından sonra SDGP kesintisi yapılmak suretiyle, 1.6.1994 - 1.2.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı sabittir. Davacı 506 Sayılı Kanun ve 5510/1-a bendi uyarınca sigortalı olarak çalışmıştır. Davacının çalışmasının devamı sırasında emekli aylığı almaya devam etmesi ve kendisinden sosyal güvenlik destek primi (SGDP) kesilmesi sebebiyle davalı işveren yanında geçen çalışmalarını Emekli Sandığına tabi çalışmalarına katarak yeniden emekli aylığı bağlatma imkanı yoktur. İş akdini, Çalışmakta olduğum TTGM bölümü radyoloji teknisyenliği görevimden 31.1.2011 tarihi itibariyle ayrılmak istiyorum. Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. İçerikli bir istifa dilekçesiyle davacının feshettiği ve fesih için haklı nedeninin bulunmadığının anlaşılması karşısında, emekliliğe dair hükümlerin davacıya uygulanma imkanının olmadığı, bu sebeple davacının talebinin reddi gerekirken yasa hükmünün hatalı yorumuyla kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy