(4857 S. K. m. 41, 68)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı U... San. A.Ş. vekili tarafından istenilmekle: temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, çalıştığı süre boyunca yaptığı fazla çalışmaların karşılığının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının üst yönetici olduğu ve fazla çalışmanın işinin doğası gereği olduğu ve fazla çalışma alacağı karşılığının ödenen ücretin içinde bulunduğunu ayrıca fazla çalışma ücreti talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, fazla çalışma hafta tatili ve genel tatil ücretini davacıyı ödenen maktu ücrete dahil olup olmadığı ve bunu aşan çalışma bulunup konusundadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına dair kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belgeyle kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, yıllık ikiyüzyetmiş saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, 4857 sayılı İş Kanununun 41. maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 Sayılı Kanunun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay'ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda, davacının, davalı şirketler nezdinde normal bir işçi olmayıp finans müdürü olarak görev yaptığı, tarafların kabulünde olduğu üzere çalışma tarihi itibariyle 5.000,00 TL aylık olmak üzere dolgun ücret aldığı açıkça anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesi 2.1.8 bendinde, işin gerektirdiği hallerde, işveren talep ettiği takdirde işçi fazla çalışmaya muvafakat etmiştir ve fazla çalışma yapmayı peşinen kabul ve taahhüt eder. İşverenin yazılı talebi olmadan veya önceden izin alınmadan işçinin kendi arzusuyla yaptığı çalışmalar, görevinin sorumluluğu içerisinde kabul edildiğinden ve işçi ancak işverenin talimatıyla normal çalışma saatlerinin dışında çalışabileceğinden hu tür çalışmaların fazla mesai çalışması sayılmayacağı ve fazla mesai ücretine hak kazanmayacağı işçi tarafından bu hizmet akdiyle kabul ve taahhüt edilmiştir. düzenlemesi yer almaktadır. Dinlenilen davacı tanıkları davacının İstanbul da bulunan şirket merkezine toplantılara gittiğini, geç saatlerde döndüğünü, cumartesileri de genellikle çalıştığını beyan etmekle birlikte cumartesi günleri kesintisiz mesai yaptığını tutarlı bir şekilde doğrulamamaktadırlar. Bu durumda, mahkemece davacının iş akdindeki düzenlemeye göre, işinin gereği olması sebebiyle ödenen ücrete dahil olduğu kararlaştırılan, yıllık 270 saati aşan fazla çalışma yapılıp yapılmadığı bu kriter ışığında yeniden bilirkişi raporu alınarak fazla çalışma alacağı olup olmadığını belirterek çıkacak sonuca göre karar vermektir.
O halde davalı um D. San. A.Ş. avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde davalı U... San. A.Ş.'ye iadesine, 03.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy