(4857 S. K. m. 2, 3, 6) (1475 S. K. m. 14) (YHGK. 14.11.2001 T. 2001/9-711 E. 2001/820 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2- Davalılar arasındaki ilişkinin niteliği ihtilaflıdır.
Davacı vekili davacının davalı B... A.Ş.'ye ait işyerinde çalışırken iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, alacaklarının ödenmediğini, diğer davalının ise da alacaklardan sorumlu olduğunu iddia ederek kıdem tazminatıyla bazı işçilik alacaklarının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı B... A.Ş. vekili davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek istendiğini ancak almak istemediğini, diğer alacaklarının ise ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı R... A.Ş. vekili davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, bu sebeple davanın husumetten reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığı belirtilerek davalı R... A.Ş. açısından davanın husumetten reddine, diğer davalı bakımından kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanununun 2. maddesinde, işveren bir iş sözleşmesine dayanarak işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak açıklanmıştır. O halde asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilmesi için öncelikle mal veya hizmetin üretildiği işyeri bulunan bir işverenin ve aynı işyerinde iş alan 2. bir işverenin varlığı gerekir ki asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilsin. Alt işverenin başlangıçta bir işyerinin olması şart değildir. Alt işveren, işveren sıfatını ilk defa asıl işverenden aldığı iş ve bu işin görüldüğü işyeri sebebiyle kazanmış olabilir.
Asıl işverene ait işyerinde yürütülmekte olan mal veya hizmet üretimine ait yardımcı bir işin alt işverene bırakılması nedeniyle, alt işveren açısından bağımsız bir işyerinden söz edilip edilemeyeceği sorunu öncelikle çözümlenmelidir. Zira asıl işveren veya alt işverenin değişmesinin işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti için işyeri kavramının bu noktada açıklığa kavuşturulması gerekir.
Gerçekten, 4857 Sayılı Kanunun 2/III maddesinde, "İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlarla oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür' şeklinde Sendikalar Kanunuyla örtüşen ana kurala yer verildiği halde, sonraki bentlerde asıl işveren alt işveren ilişkisi düzenlenmiş, bir anlamda yardımcı işin alt işverene bırakılmasıyla ayrık bir durum öngörülmüştür. Daha sonra da, aynı Kanunun 3. maddesinde "Alt işveren, bu sıfatla mal veya hizmet üretimi için meydana getirdiği kendi işyeri için 1. fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür" şeklinde kurala yer verilerek sorun açık biçimde çözümlemiş ve alt işveren işyerinin asıl işverene ait işyerinden bağımsız olduğu ortaya konulmuştur. Belirtilen çözüm şekli alt işverenlik kurumunun niteliğine de uygun düşmektedir. Yargıtay H.G.K. 4857 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce de alt işverenin işyerinin, asıl işveren ait işyerinden bağımsız olduğu sonucuna varmıştır (Yargıtay HGK. 6.6.2001 gün 2001/9-711 E, 2001/820 K).İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir.
1475 Sayılı Kanunun 14/2 maddesi hükmü, 4857 Sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen işyeri devrini de içine alan daha geniş bir düzenleme olarak değerlendirilebilir. Gerçekten maddede işyerlerinin devir veya intikalinden söz edildikten sonra "...yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli..." denilmek suretiyle uygulama alanı 4857 Sayılı İş Kanununun 6. maddesine göre daha geniş biçimde çizilmiştir. O halde kıdem tazminatı açısından asıl işveren alt işveren ilişkisinin sona ermesinin ardından işyerinden ayrılan alt işverenle daha sonra aynı işi alan alt işveren arasında hukuki veya fiili bir bağlantı olsun ya da olmasın, kıdem tazminatı açısından önceki işverenin devir tarihindeki ücret ve kendi dönemiyle sınırlı sorumluluğu, son alt işverenin ise tüm dönemden sorumluluğu kabul edilmelidir.
Somut olayda; temyiz dilekçesine ekli olarak dosyaya sunulan 5.11.1998 tarihli R... A.Ş. ile B... A.Ş. arasındaki sözleşmenin 6. maddesinin e bendinin 1. fıkrasında, R... A.Ş.'inin B... A.Ş.'nin çalıştırdığı işçilerin iş akitlerinin sona erdirilmesi durumunda işçilik alacaklarından sorumlu olduğu belirtildiği gibi, Tekel yazısından davalı R... A.Ş.nin, diğer davalının ürettiği veya üreticiden satın aldığı tütünleri tek satın alan firma olduğu, organizasyon şemasında davalı B... A.Ş.'ye yer verdiği, tanıtım logosunda davacının çalıştığı Çilimli İstasyonunu kendi işyeri olarak gösterdiği, lng tankı ölçüm şekline dair olarak B... çalışanlarına doğrudan yazılı talimat verdiği, yine genel müdürün B... çalışanlarıyla doğrudan yazışmalar yaptığı dosyadaki yazılı delillerden anlaşılmaktadır.
Böyle olunca R... A.Ş. ile diğer davalı arasında İş Yasasının 2/6. maddesi gereğince asıl-alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu anlaşıldığı halde, yerinde olmayan gerekçeyle kabulüne karar verilen alacaklardan R... A.Ş.'nin sorumlu olmadığına ve bu davalı hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeple BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy