(4857 S. K. m. 22) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı vekili, iş sözleşmesinin işverence haklı bir nedene dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatıyla fazla çalışma ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesindeki nakil yetkisine dayanılarak işverene bağlı başka bir işyerinde çalışmasının istendiğini ancak davacının yeni görev yerinde işe başlamadığı ve akdin haklı sebeple feshedildiğini, davacının davalı şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ne surette feshedildiği bu bağlamda davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur.
İş sözleşmesinde, gerektiğinde çalışma koşullarında değişiklik yapabileceğine dair düzenlemeler bulunması halinde, işverenin genişletilmiş yönetim hakkından söz edilir. Bu halde işveren, yönetim hakkını kötüye kullanmamak ve sözleşmedeki sınırlara uymak kaydıyla işçinin çalışma koşullarında değişiklik yapma hakkını sürekli olarak kazanmış olmaktadır. Örneğin, işçinin gerektiğinde işverene ait diğer işyerlerinde de görevlendirilebileceği şeklindeki sözleşme hükümleri, işverenin bu konuda değişiklik yapma hakkını saklı tutar. Anılan hak objektif olarak kullanılmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshini sağlamak için sözleşme hükmünün uygulamaya konulması, işverenin yönetim hakkının kötüye kullanılması niteliğindedir.
Dosya içerisindeki yer alan taraflar arasında imzalanmış olan iş sözleşmesinde işverenin nakil yetkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf davacının çalıştığı mermer ocağında çalışmaya mevsimsel şartlar sebebiyle ara verildiğini bu sebeple iş sözleşmesindeki nakil yetkisine dayanılarak davacının işverene ait başka bir işyerinde görevlendirildiğini savunmaktadır. Nakle dair bildirimden davacının geçici süreyle işverenin başka bir işyerinde çalışmak üzere görevlendirildiği tespit edilmiştir. Dosya kapsamından davacının çalışmakta olduğu mermer ocağında çalışmaya ara verilip verilmediği ve davacının yeni görevlendirildiği belirtilen ilde davalıya ait ve görevlendirme tarihi itibariyle fiilen çalışmanın sürdüğü bir işyerinin olup olmadığı hususlarında tereddüt oluşmaktadır. Bu sebeple davacının çalışmakta olduğu mermer ocağında davacının geçici görevlendirilmesi sonrasında faaliyete ara verilip verilmediği, davacının geçici süreyle görevlendirildiği belirtilen ilde davalıya ait ve davacının görevlendirildiği tarih aralığında faal bir işyeri olup olmadığı hususunda özellikle resmi mercilerden gerekli araştırmalar yapılmalı, ihtiyaç duyulursa tekrar tanık ifadelerine başvurulmalı ve sonuca göre tüm dosya kapsamı ve elde edilecek yeni veriler birlikte değerlendirilerek sonuca varılması gerekirken mahkemece eksik araştırmayla hüküm kurulması isabetsiz olup bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy